Truva
Atı; Toplumları içten yıkmayı ve onları sinsi yöntemlerle hâkimiyet kurmayı
temsil eden bir efsanenin sembolüdür.
Bu eski efsaneye
göre, antik çağda Yunanlılarla Troyalılar arasında meydana gelen bir savaşta
Yunanlılar savaşı kazanamayıp Troya’ yı ele geçiremeyince hileye
başvurmuşlardır. Büyük bir tahta at ( Truva Atı) yapan Yunanlılar, bir grup askerlerini
bu tahta atın içine saklayıp troyalılara hediye ediyorlar görüntüsü verirler. Oysa atın içindeki yunanlı savaşçılar,
savaşdan çekiliyormuş görüntüsü veren ancak gece geri dönen yunanlı askerlere
kentin kapılarını acarlar. Böylece yunanlılar kenti ele geçirip ve yağmalarlar.
Savası bu vesileyle kazanmış olurlar. İşte Truva atı deyimi bu efsaneye
dayanır.
Günümüzde tv batı kültürünün sinsi bir
aracı ve taşıyıcısı işleri gören bir Truva atı konumundadır. Tv izleyen bir
kimse aynı zamanda kitap okuyamaz herhangi bir üretimde bulunamaz karşısına
geçen bir kimse o andan itibaren bu büyülü Kutunun esiri olmuştur. Tv konuşur
siz dinlersiniz. Tüm duyu organlarınızı algınızı ona teslim etmek durumundasınızdır.
Program kalitesi ne olursa olsun birey tv karşısında daima pasif alıcı
konumunda kalmakta bu durum onda uzun vadede zihin durgunluğu düşünce
durağanlığı dikkat dağınıklığı, yalnızlık hissi karakter silikliği cesaret
noksanlığı zaman israfı gibi pek çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Oysa radyo böyle değildir. Bir kimse
aynı zaman da hem radyo dinleye bilir hem de kitap okuyabilir iş yapabilir
araba kullanabilir.
Birçok insanın kıblesi tv olmuş
vaziyete. Tv evlerin en müstesna köşesini işgal ediyor. Evlerde yüzler
genellikle tv ye yönelik. İnsanlar yönlerine tv çevirmiş. tvle yatıp tvle
kalkıyorlar.
Kalabalıklar kendilerine hidayet
önderlei olan Peygamberleri değil Tv yıldızlarını model olarak seçiyor ne yazık
ki.
TV ne yazık ki kendisinden
faydalanılan bir araç olmaktan çok çok öte kendisine tabi ve teslim olunan bir
modern put durumundadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder