10 Ağustos 2012 Cuma

Peygamberimiz ve Çocuklar



               Yahya Bin Muaz şöyle buyuruyor ve bizlere sesleniyor.

             “ Ey insanlar!
              Görüyorum ki, evleriniz Rum kayserine
              Lükse hayranlığınız Kisra’nın tutumuna
              Servet peşinde koşmanız Karun’un anlayışına
              Saltanatınız firavunun saltanatına
              Nefisleriniz Ebu cehilinin nefsine
              Gururunuz Ebrehe’nin gururuna
              Yaşayışınız sefillerinin yaşayışına benziyor

              Allah için söyleyin!
              Muhammedi olanlar nerede?...”

                         
                                  “PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ”

           O sevgi peygamberiydi…Seven peygamberdi…Seviyordu o…Rabbi onu sevdi..
Onun eğitimi rabbi tarafından yapılmış. Tüm insanlığa kusursuz bir model olarak yetiştirilmiş. Onun çocuklara davranışı rabbimizin istediği şekildedir.

           Rabbimiz çocukla muhatap olsaydı nasıl olurdu? İşte resul bunu gösteriyor.
         -“Peygamberimiz namaz kılıyordu”.secdede çok uzun kaldı. Sahabiler merak etmişti. Acaba ne olmuştu yoksa vahiymi gelmişti.
            Peygamberimiz namazı bitirdi. Şeddat gibi secdede niçin uzun kaldığını merak eden sahabelere meraklarını giderici açıklamayı yaptı:
           “Oğullarım sırtıma binmişti. Acele edip oyunlarını bozmak istemedim.”
Ne acıdır ki ümmetin çoğu erkeğe yakışmaz veya büyüğe yakışmaz diyerek çocuklarıyla oynamıyorlar.

          -“Çocuk cennet kokusudur buyurmuş peygamberimiz” .Torunlarına reyhanlarım diyordu bu yüzden, reyhan çok güzel koku veren görünümü iç açıcı ama bakımı ihtimam isteyen bir çiçektir. O çiçekleri büyütmekle vazifeli anne ve babalara çiçekler için tavsiyede bulunuyordu:"çocuklarınıza iyi davranın onları iyi terbiye edin."

           -Bizler nedense çocukları yanı başımızda ağlatarak namaz kılarız ya da çocukla en güzel anımızda onu bırakıp namaza gidiyorum deriz namaza onunla birlikte gitmeyiz. Hâlbuki peygamberimiz umame omzundayken namaza başlar secdeye gittiğinde çocuğu indirir, kalktığı zaman tekrar omzuna alırdı.

            -Eme Binti Halid küçük bir kızdı Habeşistan hicretinden yeni dönmüşlerdi. Babası onu alıp peygamberimizin yanına getirmişti .Peygamberimiz Eme’yi “sene sene" diyerek sevdi.sene habeşçede güzel anlamına geliyordu.Peygamberimiz çocuğu güzel güzel diye seviyordu. hemde onun anlayacağı dilden.              Peygamberimizin güzel güzel diye sevdiği çocukları her nedense nazar olmasın düşüncesi ile çirkin çirkin diye sevmeyi adet edinmişiz.

            -Peygamberimiz bir çocuğun elinden tutunca o bırakıncaya kadar elini çekmezdi.
             En büyük dikkatsizliklerimizden birisidir. Oyun anında işitmez, görmez, anlamaz sanırız onları.Hâlbuki çocukların alıcılarının en çok açık olduğu andır oyun anları. Yapmalarını istediğimiz şeyleri o anlarında söyleyebiliriz. Onların hemen kabullenmelerini ve farkına varmadan şartlanmalarını sağlar oyun anları,fakat bu çok önemli anları biz oyundadır duymaz diyerek çocukların duymaması gereken konuları onların belleklerine işleyerek geçiririz.Hz Aişe oyun oynarken vahi gelmiş ve vahyi ezberlemiştir.
            -Fatıma’nın bebeğinin doğduğu gün bebeğin sarıldığı kundağı, peygamberimiz beğenmemişti çünkü rengi sarıydı bebeğe beyaz giydirilmesini buyurdu çünkü sarı renk, kız çocukları için uygun bir renkti.
            -Peygamberimiz çocuğun ilklerine dikkat ederdi bu ilklerden biriside çocuğun midesine inen ilk gıdaydı. Enesin annesinden çocuk doğduğunda ağzına süt koymadan kendisine haber vermesini istedi peygamber efendimiz. Enes doğar doğmaz efendimizin yanına getirildi. Peygamberimizde bebeğin ağzının içini iyi cins bir hurma ile ovdu yani tahnik yaptı.

             Diğer önem verdiği ilklerden biriside çocukların ilk duyduklarıydı.
“kimin bir çocuğu olurda sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okursa ona ümmi sübyan (bir tür çocuk hastalığı )zarar vermez" buyururdu peygamber efendimiz.
             Peygamberimiz elini yeni doğan bebeğin başına koyarak dua ederdi.
             Çocuğun doğumundan sonra ziyafet vermek bu duanın toplu yapılması için olduğundan sahabeler yeni doğan bebekler için ziyafet yemeği vermeyi önemserlerdi.
            -Peygamberimiz sayıların ve günlerin batıllığını bize bildirmekle beraber, çocuğun hayatında bazı günlerde ve yıllarda bir takım olayların başlatılmasını uygun bulur.
             Bunlardan ilki çocuğun dünyadaki yedinci günündedir. Kâinatın yaratılmasında da yedi sayısının çokluğu ve önemi dikkati çeker yedinci hayat gününde bebeğe yedi işlem yapılmasını tavsiye eder peygamber efendimiz.

    1.      Çocuğa isim verilip sünnet edilir.
    2.      Ondan eza bertaraf edilir( banyo yaptırılır.)
    3.      Kız ise kulağı delinir
    4.      akika kurbanı kesilir,
    5.      Saçı tıraş edilir.
    6.      Akika kurbanının kanı sürülür
    7.      Kesilen saçın ağırlığınca altın ve gümüş sadaka edilir.

           -Çocuğun önemli günlerinden bir diğer günde çocuğun eğitimin başladığı gündür. Bu yaş dört yaşını 4 ay 4 gün gecedir.

            -Peygamberimiz kendisine bir çocuğun doğum haberi ulaştırıldığında bizim sorduklarımıza benzemeyen bir soru sorarmış: Yaratılışı tam mı? Tam cevabını alınca da onu eksiksiz gönderen rabbine şükrederdi .                                                          

            -Çocuğa ilk kelam olarak öğretilmesini istediği şey Allah’ın kelamı Nahl süresindendi o sürenin 78.ayeti meali “ O Allah’a ait olsun ki o ne bir çocuk edinmiştir. Nede mülkünde bir ortağa sahiptir.”

             -Peygamberimiz belki de ilk defa bir çocuğa kızıyordu ve bu çocuğa eğer kısastan korkmasaydım şu misvakla canını yakardım dedi. Peygamberimiz çocuğa misvakla bile vurmayı kısası netice verecek bir durum olarak görüyordu. Peygamberimiz küçük çocukları dövmeyi yasaklamıştı. On veya on üç yaşından önce çocuk ne yaparsa yapsın dövülemezdi.

            -"Toprak çocukların ilkbaharıdır"derdi peygamber efendimiz, toprak insandaki negatif enerjiyi çeker toprakla oyun çocukların rahatlamasını sağlar.
-Hz Hasan ve Hüseyin peygamberimizden kendilerine bir deve almalarını istediler. Peygamberimiz o anda çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden deveyi unutturacak bir çözüm yolu buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi " haydi binin bundan daha iyi devemi olur". Çocuklar büyük bir sevinçle dedelerinin sırtlarına bindiler ve deveyi unutmuşlardı. Çocukların istekleri karşısında söylenen hep aynıdır. Paramız yok ileride alırız,bu çocuklara parayı önemsetir ve fakirlik psikolojisine sokar.

            -"çocuğu olan onunla çocuklaşsın"derdi peygamber efendimiz.             Peygamberimizin göbeği üzerine akıtan torununu almak isteyen Ebu Leyla bin Abdurrahman’a Peygamber efendimiz şöyle buyurmuş: "oğlumu bırakın işemesini tamamlayıncaya kadar onu korkutmayın."

             -Hz Enes on yıla yakın peygamberimizin yanında kaldı. Peygamber efendimiz bu süre içinde kendisine bir defa bile kızmadı.
“Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever. "                                                                                                 
               Peygamber efendimiz çocuklarla karşılaştığında büyükler gibi selam verirdi.Onlarla sır paylaşırdı.

             -çocuğun ağlaması ilk iki ayda Allah’dan başka ilah olmadığına şehadettir. Dördüncü ayın sonuna kadar Allah’a tevekkül sekizinci ayın sonuna kadar anne ve babası için istiğfardır. Ağlayan çocuklar olduğunda annelerin çocuklarla ilgilenmelerini sağlamak için peygamberimizin namazını kısa kestiğini bilmekteyiz.
“çocuklarınızı çok öpün zira her öpücük için size cennette bir derece verilir ki, iki derece arasında beş yüz yıllık mesafe mevcuttur. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar.”

              -peygamberimize göre çocuklar büyükleri rahatsız etmez, büyükler çocukları rahatsız eder.

              -hasta çocuk ziyaretinde bizler çocuklarla ilgilenmekten çok anne ve babayı avutmakla meşgul oluruz oysa peygamberimiz çocukla meşgul oluyordu.

            -“bir anne ile çocuğunu birbirinden ayıranları yüce Allah kıyamet gününde bütün sevdiklerinden ayırır.”

            -“güneş batıp gece karanlığı yahut gecenin bir kısmı hâsıl olduğu zaman çocuklarınızı dışarı çıkmaktan men edin. Çünkü şeytanlar o sırada dağılır, faaliyete geçerler. Yatsıdan bir saat geçince de dışarıdaki çocuklarınızı meskeninize koyunuz.”
-Peygamberimiz bir gün üvey çocuğu olan Ömer’le yemek yerken çocuğa hitaben şöyle buyurdu:" Yavrucuğum besmele çek sağ elinle ye hep önünden ye.” peygamberimiz böylece bir üvey baba modelininin de nasıl olacağını belirtiyor. Üvey çocuğa yavrucuğum diye hitap ediyor ve aynı sofrayı baylaşıyordu.

            -“sizin Allah yanında en hayırlınız ailesine en iyi davrananınızdır.”

            -“Bir anne ağlayan çocuğu susuncaya kadar sabrederse Allah ‘da ona cennette doyuncaya kadar ikramda bulunacak.”

            -“kadın erken herhangi bir mü’min kız çocukları yüzünden bir suretle sıkıntı çekerlerse bunu hayır bilsinler çünkü kız çocukları onlar için  cehennem ateşinden koruyan birer perde olurlar.”

              -peygamberimiz oturuyordu baş ve orta parmaklarını birleştirdi ve buyurdu ki " ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü işte böyle yanyana beraberiz" arkadaşları merak etti. Yanakları karamış kadın kim olabilrdi? Sordular şöyle tanımladı: “o kadın ki, makamı ve mevkii bulunan kocasından dul kalmıştır. Maddi imkânı olmamakla birlikte nesep ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen yetimler büyüyünceye kadar evlenmez veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder.”

             -“çocuklarınıza ikramda bulunun ve onları en güzel şekilde terbiye edin.”
  kaynak  kitap 
               "PEYGAMBERİMİZ ÇOCUKLARA NASIL DAVRANIRDI "                                          
yazar "NURİYE ÇELEĞEN "            Nesil yayınları

Hiç yorum yok: