30 Ağustos 2012 Perşembe
ÇOCUKLARIMIZIN İSİMLERİNİ KOYARKEN BİLE DİZİLERİN ETKİSİ ALTINDA KALABİLİYORUZ!
Birçok aile çocuğuna isim koyarken bile dizilerin etkisiyle
hareket ettiği, dizilerdeki karakterlerin isimlerinin giderek artan oranda
çocuklara verilir olduğu görülmüştür.
Bu konuda medyada yer
alan bir haberde şu ilgi çekici bilgilere yer veriliyordu:
Nüfus ve vatandaşlık işleri Genel Müdürlüğü verilerine göre
Türkiye Çapında 1988 ‘de 88 çocuğa konulan “ POLAT” ismi “Kurtlar Vadisi
“dizisinin yayında olduğu 2004’te 1016 çocuğa verildi. 1988’de 3 çocuk “Havin”
adı ile nüfusa kaydedilirken “Haziran
Gecesi” dizisiyle Popüler olan bu isim 2005’te 1491 çocuğa verildi. 1988’de
1206 çocuğa verlen “Baran” adı da aynı dizde Özcan Deniz’in canlandırdıpı
karakterle birlikte 2005’te 4660 çocuğa konuldu. “Memati” 1999’da hiçbir çocuğa
verilmezken 2005’te 16 çocuk bu isimle nüfusa kaydedildi. “ Sevilen
karakterlerin” isimlerinde artış yaşanırken “ kötü karakterlerin”
canlandıranların isimlerinde azalma oldu. 1988’de 2538 çocuğa veilen “ Sinan”
ismi “Aliye” dizsinin gösterime girmesiyle 2006’da yalnızca 961 kişiye verildi.
TV = atom bombası

TELEVİZYONUN TIPKI BİR ATOM BOMBASI CÜRMÜNÜN ÇOK ÇOK ÜSTÜNDE TAHRİBAT YAPABİLDİĞİNİ BİLMEK GEREKİR.
BATI KÜLTÜRÜNÜN MİSYONERİ:TELEVİZYON

"Bağımlılık yapan eroin ve afyon gibi uyuşturuculara karşı sevdiklerimizi bilinçlendirerek korumaya çalıştığımız gibi sanal bağımlılık yapan ve insanı dünyevi ve uhrevi hedeflerine ulaşmaktan alıkoyan Tv ve internet aracılığıyla dağıtılan "sanal uyuşturuculara " karşıda onları bilinçlendirmeliyiz."
Yüzlerce özel tv kanalı , " batı kültürünün misyonerleri" ve bu kültürün Truva atı olarak işlev gören televizyonun kötülük taşıyıcısı askerleri olarak "görev"e başlamıştır.
ŞAYET BİR KİŞİ kendisini ve ailesini televizyonun hükümranlığına, sokağın sevk ve idaresine tabi kılmışsa o kişinin iman iddiası boş bir iddiadan ibarettir.
Bir evde Allah'ın ayetlerine değilde televizyondaki dizilere kulak veriliyorsa, insanların göz nuru Allah'ın kitabına değilde televizyon dizilerinin seyrine harcanıyorsa o evin rabbi televizyon olmuştur artık.
ÇOCUKLARIMIZI SOKAĞIN TELEVİZYONUN İNTERNETİN TAHRİBİYLE BAŞ BAŞA BIRAKIP ARDINDAN DA KALKIP ÇOCUĞUMUZUN ASİLİĞİNDEN ÇOCUĞUMUZA SÖZ DİNLETEMEMEKTEN ŞİKAYET ETMEYE HAKKIMIZ YOKTUR, OLAMAZ.
UNUTMAMALIYIZ Kİ, ne ekersek onu biçeriz. Bahçemize sahip çıkmıyor, bahçemizi zararlı etkilere karşı korumuyorsak , ardındanda kalkıp ağaçlarımızın meyve vermemesinden, bahçemizi yabani otların istila etmesinden şikayet etme hakkımız olabilir mi?
Evlerimizde televizyon dizileri değil, Allah'ın ayetleri yankılanmalı! yoksa çocuklarımız televizyonun esiri olucak, ve bize yabancılaşacak'
TEDBİR ALMAZSAK gözlerimiz önünde çoluk çocuğumuzun televizyon tarafından nasıl esir alınıp mankurtlaştırıldığını,bize yabancılaştırıldığını seyretmek zorunda kalırız. Bu konuda üzerimize düşeni yapmazsak, kendi paramızla evimize soktuğumuz bu "sihirli kutu" nun ne tür olumsuzluklara yol açtığını bizzat yaşayıp görmek durumunda kalırız ki o zamanda geç kalmış oluruz.
Hanelerimiz şeytan ve dostlarının değil, yüce Allah'ın sözünün geçtiği , O'nu iki cahan saadetine çağıran ayetlerinin hükümran olduğu birer İslam kalesi haline gelmelidir.
Televizyonsuz bir hayat için...

Tv'nin insanı esir alan ve okumaktan-düşünmekten önemli ölçüde alıkoyup enformatik cehalete mahkum eden sihirli gücü karşısında insanlığı yeniden akletme ve okumanın aydınlığına çağırmamız gerekiyor.
İnsanların seyircileştirilmesinin karşısında, okumayı, düşünmeyi, sorgulamayı, güçlü bir şekilde insanlığın gündemine taşımamız icap ediyor.
İnsanlığı, televizyonun uyuşturan, tembelleştiren atmosferinden, Kitab'a, okumaya, akletmeye, üretmeye taşıma konusunda öncülük yapmamız temel bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor.
Televizyonsuz bir hayat düşünemeyen günümüz insanını bu büyük aldanıştan bu büyülenmişlik halıinden kurtarmamız gerekiyor.
26 Ağustos 2012 Pazar
Televizyon içten yıkıyor
Truva
Atı; Toplumları içten yıkmayı ve onları sinsi yöntemlerle hâkimiyet kurmayı
temsil eden bir efsanenin sembolüdür.
Bu eski efsaneye
göre, antik çağda Yunanlılarla Troyalılar arasında meydana gelen bir savaşta
Yunanlılar savaşı kazanamayıp Troya’ yı ele geçiremeyince hileye
başvurmuşlardır. Büyük bir tahta at ( Truva Atı) yapan Yunanlılar, bir grup askerlerini
bu tahta atın içine saklayıp troyalılara hediye ediyorlar görüntüsü verirler. Oysa atın içindeki yunanlı savaşçılar,
savaşdan çekiliyormuş görüntüsü veren ancak gece geri dönen yunanlı askerlere
kentin kapılarını acarlar. Böylece yunanlılar kenti ele geçirip ve yağmalarlar.
Savası bu vesileyle kazanmış olurlar. İşte Truva atı deyimi bu efsaneye
dayanır.
Günümüzde tv batı kültürünün sinsi bir
aracı ve taşıyıcısı işleri gören bir Truva atı konumundadır. Tv izleyen bir
kimse aynı zamanda kitap okuyamaz herhangi bir üretimde bulunamaz karşısına
geçen bir kimse o andan itibaren bu büyülü Kutunun esiri olmuştur. Tv konuşur
siz dinlersiniz. Tüm duyu organlarınızı algınızı ona teslim etmek durumundasınızdır.
Program kalitesi ne olursa olsun birey tv karşısında daima pasif alıcı
konumunda kalmakta bu durum onda uzun vadede zihin durgunluğu düşünce
durağanlığı dikkat dağınıklığı, yalnızlık hissi karakter silikliği cesaret
noksanlığı zaman israfı gibi pek çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Oysa radyo böyle değildir. Bir kimse
aynı zaman da hem radyo dinleye bilir hem de kitap okuyabilir iş yapabilir
araba kullanabilir.
Birçok insanın kıblesi tv olmuş
vaziyete. Tv evlerin en müstesna köşesini işgal ediyor. Evlerde yüzler
genellikle tv ye yönelik. İnsanlar yönlerine tv çevirmiş. tvle yatıp tvle
kalkıyorlar.
Kalabalıklar kendilerine hidayet
önderlei olan Peygamberleri değil Tv yıldızlarını model olarak seçiyor ne yazık
ki.
TV ne yazık ki kendisinden
faydalanılan bir araç olmaktan çok çok öte kendisine tabi ve teslim olunan bir
modern put durumundadır.
10 Ağustos 2012 Cuma
Osmanlı Devrinde Çocuğun Eğitimine Verilen Önem
AMİN ALAYI...
Osmanlı devrinde çocukların mektebe başlayacakları ilk devir,mektebe başlayacak çocuk başta olmak üzere ailesi ve bütün mahalle halkı için coşkulu merasimlerle başlardı.
Halk arasında "Amin alayı"diye bilinen bu merasimler,hali vakti yerinde olan aileler tarafından bir düğün kadar ciddiye alınarak icra edilirdi...Bu merasimlerin kandil günlerine gelmesine bilhassa dikkat edilirdi.
Ziyafet için kumanyalar alınır,aşcılar tutulur,davetlilere haberler ulaştırılırdı.
Çocuğa yeni elbiseler alınır,bu elbiselerle himmetlerinden istifade edilmesi için evliya türbeleri ziyaret ettirilirdi.
Çocuk fenerler ve askılar ile süslenmiş ata bindirildikten sonra merasim başlardı...
Hoca kalfalar ve talebeler önlerinde ilahi okuyanlar ve aminciler olduğu halde ikişerli sıralarla mektepten hareket ederler,yol boyunca ilahiler okuyarak evin önüne gelirlerdi.
Amin alayı sokağın başından gözükünce çocuk dualarla dış kapının önüne çıkartılır mahalle bekçisi tarafından ata bindirilirdi.
Çocuk ata bindirildikten sonra amin alayı yürümeye başlardı.Evin çevresindeki sokakları,çarşıyı,meydanı dolaşarak en uzun yoldan yavaş yavaş,arada aminler için durarak ilerlerdi.
Alay şehir içinde dolaştıktan sonra eve döner orada ilahiler okunur,dua edilir ve çocuğun ilk dersi başlar.ilk ders besmele okumak ve elif demekten ibarettir.
Osmanlı devrinde çocukların mektebe başlayacakları ilk devir,mektebe başlayacak çocuk başta olmak üzere ailesi ve bütün mahalle halkı için coşkulu merasimlerle başlardı.
Halk arasında "Amin alayı"diye bilinen bu merasimler,hali vakti yerinde olan aileler tarafından bir düğün kadar ciddiye alınarak icra edilirdi...Bu merasimlerin kandil günlerine gelmesine bilhassa dikkat edilirdi.
Ziyafet için kumanyalar alınır,aşcılar tutulur,davetlilere haberler ulaştırılırdı.
Çocuğa yeni elbiseler alınır,bu elbiselerle himmetlerinden istifade edilmesi için evliya türbeleri ziyaret ettirilirdi.
Çocuk fenerler ve askılar ile süslenmiş ata bindirildikten sonra merasim başlardı...
Hoca kalfalar ve talebeler önlerinde ilahi okuyanlar ve aminciler olduğu halde ikişerli sıralarla mektepten hareket ederler,yol boyunca ilahiler okuyarak evin önüne gelirlerdi.
Amin alayı sokağın başından gözükünce çocuk dualarla dış kapının önüne çıkartılır mahalle bekçisi tarafından ata bindirilirdi.
Çocuk ata bindirildikten sonra amin alayı yürümeye başlardı.Evin çevresindeki sokakları,çarşıyı,meydanı dolaşarak en uzun yoldan yavaş yavaş,arada aminler için durarak ilerlerdi.
Alay şehir içinde dolaştıktan sonra eve döner orada ilahiler okunur,dua edilir ve çocuğun ilk dersi başlar.ilk ders besmele okumak ve elif demekten ibarettir.
Peygamberimiz ve Çocuklar
“ Ey insanlar!
Görüyorum ki, evleriniz Rum kayserine
Lükse hayranlığınız Kisra’nın tutumuna
Servet peşinde koşmanız Karun’un anlayışına
Saltanatınız firavunun saltanatına
Nefisleriniz Ebu cehilinin nefsine
Gururunuz Ebrehe’nin gururuna
Yaşayışınız sefillerinin yaşayışına benziyor
Allah için söyleyin!
Muhammedi olanlar nerede?...”
“PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİ”
O sevgi peygamberiydi…Seven peygamberdi…Seviyordu o…Rabbi onu sevdi..
Onun eğitimi rabbi
tarafından yapılmış. Tüm insanlığa kusursuz bir model olarak
yetiştirilmiş. Onun çocuklara davranışı rabbimizin istediği şekildedir.
Rabbimiz çocukla muhatap olsaydı nasıl olurdu? İşte resul bunu gösteriyor.
-“Peygamberimiz namaz kılıyordu”.secdede çok uzun kaldı. Sahabiler merak etmişti. Acaba ne olmuştu yoksa vahiymi gelmişti.
Peygamberimiz
namazı bitirdi. Şeddat gibi secdede niçin uzun kaldığını merak eden
sahabelere meraklarını giderici açıklamayı yaptı:
“Oğullarım sırtıma binmişti. Acele edip oyunlarını bozmak istemedim.”
Ne acıdır ki ümmetin çoğu erkeğe yakışmaz veya büyüğe yakışmaz diyerek çocuklarıyla oynamıyorlar.
-“Çocuk cennet kokusudur buyurmuş peygamberimiz” .Torunlarına reyhanlarım diyordu bu yüzden, reyhan çok güzel koku veren görünümü iç açıcı ama bakımı ihtimam isteyen bir çiçektir. O çiçekleri büyütmekle vazifeli anne ve babalara çiçekler için tavsiyede bulunuyordu:"çocuklarınıza iyi davranın onları iyi terbiye edin."
-Bizler nedense çocukları yanı başımızda ağlatarak namaz kılarız ya da çocukla en güzel anımızda onu bırakıp namaza gidiyorum deriz namaza onunla birlikte gitmeyiz. Hâlbuki peygamberimiz umame omzundayken namaza başlar secdeye gittiğinde çocuğu indirir, kalktığı zaman tekrar omzuna alırdı.
-Eme Binti Halid küçük bir kızdı Habeşistan hicretinden yeni dönmüşlerdi. Babası onu alıp peygamberimizin yanına getirmişti .Peygamberimiz Eme’yi “sene sene" diyerek sevdi.sene habeşçede güzel anlamına geliyordu.Peygamberimiz çocuğu güzel güzel diye seviyordu. hemde onun anlayacağı dilden. Peygamberimizin güzel güzel diye sevdiği çocukları her nedense nazar olmasın düşüncesi ile çirkin çirkin diye sevmeyi adet edinmişiz.
-Peygamberimiz bir çocuğun elinden tutunca o bırakıncaya kadar elini çekmezdi.
En
büyük dikkatsizliklerimizden birisidir. Oyun anında işitmez, görmez,
anlamaz sanırız onları.Hâlbuki çocukların alıcılarının en çok açık
olduğu andır oyun anları. Yapmalarını istediğimiz şeyleri o anlarında
söyleyebiliriz. Onların hemen kabullenmelerini ve farkına varmadan
şartlanmalarını sağlar oyun anları,fakat bu çok önemli anları biz
oyundadır duymaz diyerek çocukların duymaması gereken konuları onların
belleklerine işleyerek geçiririz.Hz Aişe oyun oynarken vahi gelmiş ve
vahyi ezberlemiştir.
-Fatıma’nın
bebeğinin doğduğu gün bebeğin sarıldığı kundağı, peygamberimiz
beğenmemişti çünkü rengi sarıydı bebeğe beyaz giydirilmesini buyurdu
çünkü sarı renk, kız çocukları için uygun bir renkti.
-Peygamberimiz
çocuğun ilklerine dikkat ederdi bu ilklerden biriside çocuğun midesine
inen ilk gıdaydı. Enesin annesinden çocuk doğduğunda ağzına süt koymadan
kendisine haber vermesini istedi peygamber efendimiz. Enes doğar doğmaz
efendimizin yanına getirildi. Peygamberimizde bebeğin ağzının içini iyi
cins bir hurma ile ovdu yani tahnik yaptı.
Diğer önem verdiği ilklerden biriside çocukların ilk duyduklarıydı.
“kimin
bir çocuğu olurda sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okursa ona ümmi
sübyan (bir tür çocuk hastalığı )zarar vermez" buyururdu peygamber
efendimiz.
Peygamberimiz elini yeni doğan bebeğin başına koyarak dua ederdi.
Çocuğun
doğumundan sonra ziyafet vermek bu duanın toplu yapılması için
olduğundan sahabeler yeni doğan bebekler için ziyafet yemeği vermeyi
önemserlerdi.
-Peygamberimiz
sayıların ve günlerin batıllığını bize bildirmekle beraber, çocuğun
hayatında bazı günlerde ve yıllarda bir takım olayların başlatılmasını
uygun bulur.
Bunlardan
ilki çocuğun dünyadaki yedinci günündedir. Kâinatın yaratılmasında da
yedi sayısının çokluğu ve önemi dikkati çeker yedinci hayat gününde
bebeğe yedi işlem yapılmasını tavsiye eder peygamber efendimiz.
1. Çocuğa isim verilip sünnet edilir.
2. Ondan eza bertaraf edilir( banyo yaptırılır.)
3. Kız ise kulağı delinir
4. akika kurbanı kesilir,
5. Saçı tıraş edilir.
6. Akika kurbanının kanı sürülür
7. Kesilen saçın ağırlığınca altın ve gümüş sadaka edilir.
-Çocuğun önemli günlerinden bir diğer günde çocuğun eğitimin başladığı gündür. Bu yaş dört yaşını 4 ay 4 gün gecedir.
-Peygamberimiz kendisine bir çocuğun doğum haberi ulaştırıldığında bizim sorduklarımıza benzemeyen bir soru sorarmış: Yaratılışı tam mı? Tam cevabını alınca da onu eksiksiz gönderen rabbine şükrederdi .
-Çocuğa ilk kelam olarak öğretilmesini istediği şey Allah’ın kelamı Nahl süresindendi o sürenin 78.ayeti meali “ O Allah’a ait olsun ki o ne bir çocuk edinmiştir. Nede mülkünde bir ortağa sahiptir.”
-Peygamberimiz belki de ilk defa bir çocuğa kızıyordu ve bu çocuğa eğer kısastan korkmasaydım şu misvakla canını yakardım dedi. Peygamberimiz çocuğa misvakla bile vurmayı kısası netice verecek bir durum olarak görüyordu. Peygamberimiz küçük çocukları dövmeyi yasaklamıştı. On veya on üç yaşından önce çocuk ne yaparsa yapsın dövülemezdi.
-"Toprak çocukların ilkbaharıdır"derdi peygamber efendimiz, toprak insandaki negatif enerjiyi çeker toprakla oyun çocukların rahatlamasını sağlar.
-Hz
Hasan ve Hüseyin peygamberimizden kendilerine bir deve almalarını
istediler. Peygamberimiz o anda çocuklara deve alacak durumda değildi.
Torunlarını üzmeden deveyi unutturacak bir çözüm yolu buldu. Küçük
torunlarının önüne çökerek onlara seslendi " haydi binin bundan daha iyi
devemi olur". Çocuklar büyük bir sevinçle dedelerinin sırtlarına
bindiler ve deveyi unutmuşlardı. Çocukların istekleri karşısında
söylenen hep aynıdır. Paramız yok ileride alırız,bu çocuklara parayı
önemsetir ve fakirlik psikolojisine sokar.
-"çocuğu olan onunla çocuklaşsın"derdi peygamber efendimiz. Peygamberimizin göbeği üzerine akıtan torununu almak isteyen Ebu Leyla bin Abdurrahman’a Peygamber efendimiz şöyle buyurmuş: "oğlumu bırakın işemesini tamamlayıncaya kadar onu korkutmayın."
-Hz Enes on yıla yakın peygamberimizin yanında kaldı. Peygamber efendimiz bu süre içinde kendisine bir defa bile kızmadı.
“Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.
"
Peygamber efendimiz çocuklarla karşılaştığında büyükler gibi selam verirdi.Onlarla sır paylaşırdı.
Peygamber efendimiz çocuklarla karşılaştığında büyükler gibi selam verirdi.Onlarla sır paylaşırdı.
-çocuğun ağlaması ilk iki ayda Allah’dan başka ilah olmadığına şehadettir. Dördüncü ayın sonuna kadar Allah’a tevekkül sekizinci ayın sonuna kadar anne ve babası için istiğfardır. Ağlayan çocuklar olduğunda annelerin çocuklarla ilgilenmelerini sağlamak için peygamberimizin namazını kısa kestiğini bilmekteyiz.
“çocuklarınızı
çok öpün zira her öpücük için size cennette bir derece verilir ki, iki
derece arasında beş yüz yıllık mesafe mevcuttur. Melekler öpücüklerinizi
sayarlar ve sizin için yazarlar.”
-peygamberimize göre çocuklar büyükleri rahatsız etmez, büyükler çocukları rahatsız eder.
-hasta çocuk ziyaretinde bizler çocuklarla ilgilenmekten çok anne ve babayı avutmakla meşgul oluruz oysa peygamberimiz çocukla meşgul oluyordu.
-“bir anne ile çocuğunu birbirinden ayıranları yüce Allah kıyamet gününde bütün sevdiklerinden ayırır.”
-“güneş batıp gece karanlığı yahut gecenin bir kısmı hâsıl olduğu zaman çocuklarınızı dışarı çıkmaktan men edin. Çünkü şeytanlar o sırada dağılır, faaliyete geçerler. Yatsıdan bir saat geçince de dışarıdaki çocuklarınızı meskeninize koyunuz.”
-Peygamberimiz
bir gün üvey çocuğu olan Ömer’le yemek yerken çocuğa hitaben şöyle
buyurdu:" Yavrucuğum besmele çek sağ elinle ye hep önünden ye.”
peygamberimiz böylece bir üvey baba modelininin de nasıl olacağını
belirtiyor. Üvey çocuğa yavrucuğum diye hitap ediyor ve aynı sofrayı
baylaşıyordu.
-“sizin Allah yanında en hayırlınız ailesine en iyi davrananınızdır.”
-“Bir anne ağlayan çocuğu susuncaya kadar sabrederse Allah ‘da ona cennette doyuncaya kadar ikramda bulunacak.”
-“kadın erken herhangi bir mü’min kız çocukları yüzünden bir suretle sıkıntı çekerlerse bunu hayır bilsinler çünkü kız çocukları onlar için cehennem ateşinden koruyan birer perde olurlar.”
-peygamberimiz oturuyordu baş ve orta parmaklarını birleştirdi ve buyurdu ki " ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü işte böyle yanyana beraberiz" arkadaşları merak etti. Yanakları karamış kadın kim olabilrdi? Sordular şöyle tanımladı: “o kadın ki, makamı ve mevkii bulunan kocasından dul kalmıştır. Maddi imkânı olmamakla birlikte nesep ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen yetimler büyüyünceye kadar evlenmez veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder.”
-“çocuklarınıza ikramda bulunun ve onları en güzel şekilde terbiye edin.”
kaynak kitap
"PEYGAMBERİMİZ ÇOCUKLARA NASIL DAVRANIRDI "
yazar "NURİYE ÇELEĞEN " Nesil yayınları
"PEYGAMBERİMİZ ÇOCUKLARA NASIL DAVRANIRDI "
yazar "NURİYE ÇELEĞEN " Nesil yayınları
Çocuğumuz Kimlerle Büyüyor?
Çocuğumuz büyürken gözden kaçırdığımız bir konuda kimlerle büyüdüğü.
Televizyon ile tanıştığından itibaren;futbolcuları,sanatçıları,dizi
kahramanlarını biliyorda önemli şahsiyetlerden hangisini tanıyor?
Kişiliğinin oluşmasında kimlerin katkısı oluyor?
Peygamberimizi
tanımayan,O'nun hayatı ile büyümeyen bir çocuk merhameti,sevgiyi,
saygıyı,güzel ahlakı kimden öğrenicek?(şiddet içeren çizgi filmlerden
mi?)
Adaleti Hz Ömer'den öğrenmeyen bir çocuk mahkemelerdemi adaleti öğrenecek?
Üstün haya sahibi(meleklerin bile kendisinden haya ettiği)Hz Osman'ı tanımayan bir çocuk haya duygusu ile nasıl tanışacak?
Yaşı küçükken bile cesareti herkesi şaşırtacak kadar büyük olan Hz Ali'yi tanımayan bir çocuk hayatta nasıl başarılı olucak?
Futbolcu ismi sorsak birçok futbolcu ismi bilicek belki ama kaçtane bilim adamının ismini biliyor çocuğumuz?
Fatih sultan Mehmet'i,Mehmet Akif ERSOY'U nekadar tanıyor ve tanıtıyoruz?
Çocuğumuzun
hayatta başarılı olması ve hep ilerlemesini istiyorsak;önemli
şahsiyetleri tanıtmalı,onları örnek almalarını
sağlamalıyız.İstemediğimiz kişileri örnek almadan önce...
7 Yaş;Okul Ve Namaz Başlıyor...
"Ailene
namazı emret ve kendinde ona sabırla devam et.Senden rızık
istemiyoruz.Sanada biz rızık veriyoruz.Güzel sonuç Allah'a karşı
gelmeden sakınanlarındır." TAHA S. 132"Çocuklarınız yedi yaşına ulaşınca,onlara namazı emrediniz. Ebu Davut
Bugün ülkemizde ,çocuklarımızı yedi yaşına gelince okula gönderiyoruz.Göndermezsek suçlanıyoruz.Peygamberimizde asırlar önce 7 yaşında namazı emretmiş çocuklara.
Çocuğumuzun okul eğitimine öyle çok özen gösteriyoruzki,7 yaşına bile gelmeden hazırlık okullarına,anaokullarına,kreşlere vs veriyoruz.Okul yaşına gelmeden kitaplar,kalemler alıyoruz.Ama bu özeni namaz eğitimindede gösteriyormuyuz?7 yaşına gelmeden seccade,tesbih,başörtüsü ile tanıştırıyormuyuz?
Çocuğumuz konuşmaya başladığı zaman,ona kadar sayması bile çok hoşumuza gidiyor. Ama kısa dualardan kaç tanesini öğreniyor?Okul öncesi eğitimin çocuklar için çok önemli olduğu belirtiliyor ve 7 yaş çok geç deniliyor,namaza gelince ise daha erken daha küçük deniliyor.
"Ağaç yaşken eğilir"atasözü okul eğitimi için geçerli iken namaz eğitimi için geçerli değilmi?
"Ey inananlar,kendinizi ve çoluk çocuğunuzu yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun" buyuruyor cenabı hakk.
Cehennem ateşine karşı en büyük kalkan namaz.Dünyevi ateşlerden çocuğunu korumak için çaba sarfeden,hatta bu uğurda ömrünü harcayan anne baba,cehennem ateşinden korumak için hiçbir çaba sarfetmezse hem kendi ömrünü hem çocuğunun ömrünü zayi etmiş olur.
Namaz Sevdalısı Bir Nesil
Çocuklarınıza namazlarını kıldıramıyorsanız birde bunları deneyin;
1. Namazlarını nasıl kılması gerektiğini değilde niçin kılması gerektiğini anlatmalıyız.
2. Namazı öğretmeye çalışmak yerine sevdirmeye çalışmalıyız.
3. Önce, anne baba olarak bizlerin, namazın önemi hakkında bilinçli olmamız gerekir.
4. Namaz eğitimine ani bir kararla başlamamalıyız. Namaz kılması gerektiği yaşa gelinceye kadar çocuk namaz kılanları görmeli.
5. Çocuğa ait namaz malzemeleri olmalı (küçük bir seccade, takke, başörtüsü gibi).
6. Namaz
kılarkenki halimiz ya da namazdan sonra ki tavrımız son derece güzel
olmalı, öyle ki çocuk annem babam namaz kılarken ne kadar tatlı oluyor,
keşke hep namaz kılsalar diye düşünmeli.
7. Çocuk yedi yaşına gelince taharet öğretilmeli. Daha sonra abdest öğretilmeli.
8. Abdestte çocuğa sevdirilerek öğretilmeli. Kışın sıcak su ile, yazın soğuk serin su ile aldırmalı.
9. Namaz kılarsa hediye ile ödüllendirmeli.
10. Namazlarını kılmasını hatırlatırken güzel, yumuşak bir dil ile söylemeliyiz.
11. Çocuklarımıza namazlarını sevdirmek için, Hz. Allah’ı sevdirmeliyiz. Allah’ı severse emirlerini de sever.
12. Çocuğu namaz kılan çevrelerle tanıştırmalıyız.
Çocuk namaz kılanın sadece kendi ailesi olmadığını anlamalı.
13. Çocuğun yaşıtları arasında dinine bağlı arkadaşlar olmalı.
14. Dindar olması için baskıcı değil, yönlendirici olmalıyız.
15. Diğer bütün maddelerden de en önemlisi, bizim yaşayarak örnek olmamızdır. Yaşamadığımız şeylerin etkisi olmayacaktır.
16. Önce bizim gönlümüz namazda kulağımız ezanda olmalı.
17. Namazlarımızı kılarken evde yalnız bir odada değil de, çocuklarında gördüğü bir odada kılmalı.
18. Bizim için namaz, işimizin, sohbetimizin, misafirimizin, alışverişimizin, uykumuzun önünde olmalı.
19. Çocuk düzenli namaz kılmaya başladığında, onu takdir edin. Hz. Allah inananların güzel davranışlarını cennet ile müjdeler.
20. Düzenli
namaz kıldığını, sınıfından, mahallesinden arkadaşlarını çağırarak
duyurun, kutlama yapın, böylece kılanlar ödüllendirilir, kılmayanlar
özendirilir.
kaynak;Çocuğumla sevgi secdesi
Peygamber Efendimiz'in çocukluğu ve bizim çocuklarımız
Peygamber Efendimiz’in yüzü
de çocukluğundan beri pırıl pırıldı. Üstü başı hep tertemizdi. Her
yönüyle örnek bir çocuktu. Terbiyesine ve temizliğine herkes hayrandı.
Son derece düzenli ve tertipliydi. Hayatı boyunca buna dikkat ederdi.
Güzelliği de dillere destandı çocukluğundan beri.
İri siyah gözlerini ve nurdan bir parçaymış gibi parlayan yüzünü gören
herkes hayran kalırdı. Yalan nedir bilmezdi. Her zaman iyilik yapmayı
severdi. Arkadaşlarının yardımına koşmaktan zevk alırdı.
Yaşıtları,O’nunla konuşmak ve oynamak için âdeta yarışırlardı. Çok
konuşmayı sevmezdi. Konuştuğunda hep güzel ve hayırlı şeyler söylerdi.
Peygamber Efendimizin, çocuk
yaşından itibaren kalbinin kötülüklere yanlışlara, özetle kötü ve
çirkin olan her şeye açılan kapısı kapatılmış, sadece ahirete, iyilik ve
güzelliklere bakan kapısı açık bırakılmıştı. Hayatı bunun şahididir,
dostları ve inananları sevgi ve saygılarından hayatını en ince noktasına
kadar araştırıp kaydetmişlerdir. Düşmanları da acaba bir açık nokta
bulabilir miyiz diye hayatını didik didik incelemişlerdir. Sonuçta dostu
da, düşmanı da hayatında tek bir kötülük yaptığına tek bir çirkin ya da
yanlış söz söylediğine rastlamamışlardır. Yine bu nedenledir ki,
peygamber olmadan önce de halk arasında “Muhammedül – Emin” di.
Doğruluğundan şüphe edilmeyen güvenilir insan. Demek ki O sav. hatadan
ve günah işlemekten arındırılmıştı. Buna da “ İsmet” deniliyor. Yani,
tüm peygamberler gibi peygamber efendimiz de Allah tarafından yanlış
yapmaktan hatta birçok insan için normal sayılabilen şeylerden bile
korunuyordu.
Henüz on yaşındaydı. Amcası Ebu
Talib’in yanında kalıyordu. Öylesine gayretli ve çalışkandı ki asla boş
durmayı sevmiyordu. Amcasının maddi durumu iyi değildi. Ona yardımcı
olmak istiyordu. Ne yapabilir di o yaşında? Düşünür, taşınır ve sonunda
amcasının keçi ve koyunlarını gütmeye karar verir. Böylece amcasının en
azından bir çobana ücret ödemekten kurtarmış olacaktı.
Bir gece arkadaşıyla Mekke’nin dışında amcasının davarlarını otlatmaktadır. Arkadaşına;
- Benim koyunlarıma da bakarsan eğer, ben de şehre gidip diğer gençler gibi gece masalları toplantılarına katılırım, der.
Arkadaşı ricasını kabul eder.
Şehre yaklaşmışken bir takım sesler duyar. Defler
çalınıyor, düdükler öttürülüyor ve ıslık sesleri duyuluyordur. Vardığı
ilk evden sorar;
-Nedir bu sesler?
-Bir düğün şenliği, derler.
Oturup izlemeye başlar. Çok geçmeden birden kulaklarının tıkandığını fark eder. Şenlik ve şamatadan hiçbir şey duyamaz olur.
Bu olayı peygamberlik döneminde ashabına
anlattıktan sonra da; “ O an Allah kulaklarımı tıkadı ve uyuyakaldım.
Beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırabildi” diyecektir.
Anlaşılan Yüce Allah Sevgili Peygamberinin o yaşta bile hoş olmayan eğlencelere katılmasına izin vermiyordu.
Peygamber Efendimizin mübarek kalbi, Allah tarafından tertemiz hale getirilmiş olmasına rağmen, günde yetmiş defa Allah’tan affını diliyor ve tövbe ediyordu. Günahların sel gibi üzerimize aktığı günümüzde, kalbimizi temiz tutmamız için bizim ne kadar tövbe ve af dilemeye ihtiyacımız olduğunu derin derin düşünmeli değil miyiz?
Çocuklarımızın o körpe dimağlarının ve nazik kalplerinin de günahlarla kirlenmemesi için tir tir titremeli değil miyiz?
Çünkü onlar “ gözümüzün nuru” , “dünyamızın süsü” ve Allah’ın bize verdiği en değerli emanetleridir.
Onları her türlü
günah ve tehlikelerden korumanın yolu da, Peygamber Efendimizin hayatını
onlara anlatmak ve o mübarek hayatı kendilerine rehber edinmelerini
sağlamakla mümkün olabilir ancak.
Unutmayın;
Peygamber Efendimiz’in hayatını çocuklarımıza anlatmak, öğretmek ve
sevdirmek onlar için her türlü manevi kirlerden koruyucu bir manevi
kalkan vazifesi görecektir.
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 8
Sevgili anne babalar;
Uyumadan önce çocuğunuz yatağına girdiğinde onun
yanına gelin, ellerini tutun ve ona Efendimizin uyumadan öne bize
yapmamızı tavsiye ettiği davranışlarını anlatın. Bizim güzel, sağlıklı,
huzurlu bir uyku uyumamızı bile Efendimizin düşünüp bu konuda da bize
öğütler verdiğini söyleyin. Sonra Peygamber Efendimizin arkadaşlarının
dostlarının O’na olan sevgisinden bahsedin. Bütün bunları o gün olmuş ve
gelmiş geçmiş olaylar veya hikayeler olarak değilde , günümüzde
yaşadıklarımızla benzerlikler kurarak anlatmaya çalışın. Geçmişte
Efendimizin düşmanlıklarının O’nu İslamdan ve insanları İslam’a davet
etmekten alıkoymak için kendine ve arkadaşlarına yaptıklarını anlatın.
Günümüzde de kötü niyetli insanların bizleri doğruluktan , ibadetlerimizden alıkoymak için türlü türlü engeller çıkarabileceklerini ve tuzakalar kurabileceklerini belirtin. Efendimizi en çok önemsediği namazımını bize terk ettirmek için çevremizdeki bazı insanların bizi şaşırtabileceğini bunun için çaba harcayabileceğini söyleyin ve ne olursa olsun Efendimizi,n bize öğütlediği ibadetlerimizi yapma konusunda karalı olmamız gerktiğini vurgulayın. “Günümüzde belki bize büyük işkenceler etmeyebilirler ama kötü niyetli bir arkadaşımızın bizi yalan söylemeye ikna etmeye ve bize paralar vermeye çalışması da bizim için inandıklaqrımızı sonuna kadar sürdürdüğümüzü göstermekl adına bir fırsattır.” Deyin. “ O an hem Allah hem Peygambertimiz bizi görüyor, bize bakıyor; Efendimizin öğütlerini mi dinleyeceğiz yoksa yanımızdakiler bizi çabuk kandırabilecekler mi?” diyerek bu konularda en büyük iradenin ve karar gücünün bizde olduğunu belirtin.
Peygamber Efendimizi sevmemizin , O’nun sevgisini kazanmamızınen önemli yolunun en zor durumlarda dahi önerilerinden, bizlerin. Bizden beklediklerinden vazgeçmememiz olduğunu söyleyin. Hayatımızın pek çok anında bizi kandırmak isteyen insanların olabileceğini, eğer biz de o an yanlış davranışları seçersek iyiliği ve islam’ın güzelliklerini sürdüremeyeceğimizi belirtin. Peygamber Efendimizin en büyük gayesinin Kur’an ve İslam’ı korumak, iyiliği ve Allah’ın birliğini bütün insanlara ulaştırmak olduğunu anlatın. “Bizler yaptığımız her iyi ve doğru davranışla Efendimizin bu amacına hizmet etmiş oluruz” diyerek çocuğunuza “ ya sen bugün hangi davranışınla Efendimizin amacını yaymaya yardımcı oldun?” sorusunu yöneltin. Çocuğıunzu iyiye ve güzele dair bütün düşünceleri içn takdir edin, kucaklayın ve şöyle deyin; “Peygamber Efendimiz bugün Allah’ın cemaliyle haşir neşirdir.Ama uğrunda mücadele verdiği Kur’an elimizde. Ve O SAV. “ size iki şeyi emenet bırakıyorum: Biri kuran. Ona sarılırsanız doğru yoldan ayrılmazsınız. Diğeri ise sünnetim.” Diyerek bize kuranı ve sünneti emenat bırakmıştır.
Sahabe o gün bu vazifeyi gerktiğinde kılıçlarıyla ve caqnınfeda ederke yapıyorlardı.
Biz de bu gün kuranı ve onun tercümanı olan sevgili
peygamberimizi anlayarak, yaşayarak ve yaşatmaya çalışarak görev ve
sorumluluğumuzu yerine getirmeli değil miyiz? Anlamaya çalışmaz, yaşamaz
ve yaşatmazsak şayet herşeyden önce onurumuzu kaybederiz, sonrada
çocuklarımızı ruhuna ve gönlüne ters düşüncelerin kucağına kendi
elimizle atmış oluruz. Halbuki allahın emri kesindir bize ey müminler
kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan atelten cehennemden
koruyun”. Tahrim 6
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 7
Sevgili anne babalar;
Zaman zaman çocuklarınızla sevgi ve sevmek hakkında konuşun.
“ Birini sevmek ne demek, en çok kimleri sevmeliyiz?”
konularında sohbet edin. Mesela bir Cuma günü sabahı çocuğunuzu namaza
kaldırın ve namaz sonrası “ Şimdi Peygamber Efendimizin seni
düşünmesini, seni hatırlamasını ister misin?” sorusunu on ayöneltin.”
Evet” cevabını aldıktan sonra çocuğınuza bunu yapmaının en kolay ve kısa
yolunun Efendimiz için kalbinden diliediği saıda salavatı şerife
okumasının olduğunu belirtin.
Çocuğunuza bu esnada en sevdiği
tesbihlerden birini verek salavatı şerifeyi bu tesbih çekmesini
söyleyebiklirsiniz. Salavatı şerifeyi bu tesbihle çekmesini
söyleyebilirsiniz. Salavatı şerifeyi tekraralatyan çocuğunuza “Şu an
melekler bu salavatları Efendimize ulaştırdılar ve o senin kendisini ne
çok sevdiği, biliyor” “Yavrum, sen benim için çok kıymetlisin, seni çok
seviyorum ama şimdi EfendimizEfendimizi nadığın için seni daha çok
seviyorum” deyin.
Sonra çocuğunuzla Efendimize
sevgimizi göstermenin başka yolları üzerine konuşun. Peygamber
Efendimizin bize önerdiklerini öğütlerini hadislerinde ortaya koyduğu
prensipleri hayatımızda uygulayarak ona sevgimizi gösterebileceğimizi
anlatın.
Peygamber Efendimizin bize hadislerinde vurguladığı öğütlerinden bir kaçını seçin. Örneğin dürüst
olmak olmak, kardeşini affetmek vs. Bunlkar hakkında konuşun ve
çocuğunuza “sana farkında olmadan zara veren kitaplarını yırtan küçük
kardeşine öfkelenmek yerine onu affetiğinde Efendimizin öğüdünü dinlemiş
olursun, onun öğüdünü dinlediğin zaman kalbine Efendimizin sevgisi gelir ve o an bil ki bu güzel davranışın Peygamber Efendimize haber verilir.” Deyin. Bu
doğrultuda örnekleri çoğaltabilirsiniz, Çocuğunuzu doğru sözlü
olduğunda temizliğine dikkat ettiğinde karşılıksız bir iyilik yaptığında
bütün güzel davranışplarında taklid ederken onu bu davranışıyla
Efendimizin de çok sevdiğini anlatın. Peygamber Efendimizi bugün
sevmenin en güzel yolunun O’nı bize verdiği öğütleri dinlemekm ve O’nı
önemsemek olduğunu belirtin.
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 6
Sevgili anne babalar;
Çocuklarınızla birlikte yaz
aylarının başında bir gül bahçesi gezisi gezisi yapın. Çocuğunuza en
güzel kokan gülleri koklamasını ve içlerinde en güzel kokanını seçmesini
söyleyin. Sizde aynısını yapın.Çocuğunuz seçimini yaptıktan sonra ona
yüzyıllardır insanların Peygamber Efendimiz’e “Kâinatın Gülü
“ dediklerini söyleyin. Peygamber Efendimiz’in bütün dünyadaki en güzel
çiçek olan güle benzetildiğini hatırlatın. Çocuğunuza o esnada
Peygamber Efendimizin kokusundan, bedeninden yüzünün güzelliğinden, dış
görünüşünden bahsedin. Sonra Peygamber Efendimiz hem yüzünün pırıl pırıl
parladığını hem de yüreğinin temiz olduğunu anlatın. Bu paylaşım
sonrası çocuğunuzun yüzünde ve bedeninde en çok hoşunuza giden
taraflarını söyleyerek “ Rabbim seni de çok güzel yaratmış , inşallah görünüşünle değil yüreğin ve ahlakınla da iyi ve faydalı bir insan olursun” diyerek ona dua edin.
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 5
Hangi
şartlarda olursak olalım hiçbir zaman doğruyu söylemekten ve doğru
olanı yapmaktan vazgeçmeyelim, Peygamber Efendi’miz gibi !
Sevgili anne babalar;
Havanın açık olduğu bir gece
çocuğunuzla birlikte gökyüzünü izleyin, yıldızlar ve ay hakkında sohbet
edin. Ondan size ay ve yıldızlar hakkında bildiklerini anlatmasını
isteyin. “Peygamber Efendimiz’i gökyüzünde bir şeye benzetsen bu ne
olurdu?” sorusunu ona yöneltin. Cevabı üzerine sohbet edin. Sonra
Efendimiz’in “Bir elime güneşi, diğerine ayı verseler yine de Allah’a
imanımdan dönmem.” sözünü hatırlatın ve bu sözden neler anladığı
hakkında konuşun. Konuşmalarınız esnasında çocuğunuza “ bu dünyada insanlar sana çok para verseler, en çok istediğin şeyi verseler bile sen doğru bildiklerinden vazgeçer misin? “ sorusunu sorun.
Allah’ın, bizi zaman zaman
küçük sınavlardan geçirdiğini ve bu zor anlarda bizim nasıl
davranacağımızı, kendisine ve Peygamber’imize inanma konusunda ne
yapacağımızı izlediğini anlatın. O anlarda yine Peygamber Efendimiz’i
örnek almamız, onun gibi doğru iyi ve güzel ahlaklı davranmaktan hiçbir
zaman vazgeçmememiz gerektiğini vurgulayın.
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 4
(Çocuklarımızı uygunsuz tv kanallarından ve uygunsuz eğlencelerden kirlenmemesi için)
Sevgili anne babalar;
Bizler Müslümanız. Çocuklarımız Müslüman.Onları, faydasız eğlencelerde, Allah ve Peygamberinin hoşlanmadığı ortamlardan gözümüzü korur gibi korumalıyız. Evet, bizlerin de, çocuklarımızında eğlenmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacımızı Rabbimizin bize tayin ettiği meşru ve helal dairede gidermeliyiz. Mesela gittiğimiz toplantılara, konferanslara ya da konserlere çocuklarımızı da beraberimizde götürebiliriz. Televizyon kanallarında yer alan, çoğu biz müminlerin huzurlu ve mesut aile hayatının saadetini darmadağın etmeye yönelik hedeflerle yapılan dizileri seyretmek yerine, dini kanallarda okunan Kur'an'ı, söylenen ilahileri onlara dinletmeliyiz. Küçükken çocuğun şuuraltına, ruhuna, gönlüne, yerleşen şeyler, aile ve çevreden dolayı ciddi bir değişim geçirmezse kolay kolay silinmez.
Çocuk küçükken edindiği alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçemez. Zaten hayatta en zor vazgeçilen şeylerin başında da alışkanlıklar gelir. Batılı bir düşünürün unutamadığım bir sözünü burada hatırlatayım size; " Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir."
Biz televizyonda bize vereceği manevi zarar ve ziyana aldırmadan her türlü diziyi seyreder de çocuğumuza bu konuda ambargo uygularsak, doğru bir şey yapmış olmayız. Daha önemlisi çocuğumuzun nazarında inandırıcılığımızı kaybederiz.
Bizler Müslümanız. Çocuklarımız Müslüman.Onları, faydasız eğlencelerde, Allah ve Peygamberinin hoşlanmadığı ortamlardan gözümüzü korur gibi korumalıyız. Evet, bizlerin de, çocuklarımızında eğlenmeye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacımızı Rabbimizin bize tayin ettiği meşru ve helal dairede gidermeliyiz. Mesela gittiğimiz toplantılara, konferanslara ya da konserlere çocuklarımızı da beraberimizde götürebiliriz. Televizyon kanallarında yer alan, çoğu biz müminlerin huzurlu ve mesut aile hayatının saadetini darmadağın etmeye yönelik hedeflerle yapılan dizileri seyretmek yerine, dini kanallarda okunan Kur'an'ı, söylenen ilahileri onlara dinletmeliyiz. Küçükken çocuğun şuuraltına, ruhuna, gönlüne, yerleşen şeyler, aile ve çevreden dolayı ciddi bir değişim geçirmezse kolay kolay silinmez.
Çocuk küçükken edindiği alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçemez. Zaten hayatta en zor vazgeçilen şeylerin başında da alışkanlıklar gelir. Batılı bir düşünürün unutamadığım bir sözünü burada hatırlatayım size; " Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir."
Biz televizyonda bize vereceği manevi zarar ve ziyana aldırmadan her türlü diziyi seyreder de çocuğumuza bu konuda ambargo uygularsak, doğru bir şey yapmış olmayız. Daha önemlisi çocuğumuzun nazarında inandırıcılığımızı kaybederiz.
Peygamber Efendimiz'i Çocuklarımıza Tanıtma Metodları - 3
(Çocuk esirgeme kurumlarını ziyaret etmenin önemi)
Sevgili anne babalar;
Yedi yaşından büyük çocuklarınızla birlikte bu hafta en yakınınızda bulunan çocuk esirgeme kurumuna gidin ve oradaki çocuklar için küçükte olsa imkânlarınız doğrultusunda iyi bir şeyler planlayın. Bu ziyaret sonrası dünyada çok sayıda annesiz ve babasız çocuğun bulunduğunu, bütün Müslümanların bu çocuklara yardım etmek, onları sevmek sorumlulukları olduğunu onlara hatırlatın ve Efendimiz'in de bunu bize öğütlediğini belirtin. Bu esnada Peygamber Efendimiz'in de öksüz ve yetim olduğunu söyleyerek annesiz ve babasız bir çocuk olmanın anlamı üzerine konuşun. Konuşmanızın sonunda dünyada annesi babası olmayan bütün çocukların Allah tarafından daha çok korunduğunu , onlara Rabbimizin daha çok yardım ettiğini belirtin.
Sevgili anne babalar;
Yedi yaşından büyük çocuklarınızla birlikte bu hafta en yakınınızda bulunan çocuk esirgeme kurumuna gidin ve oradaki çocuklar için küçükte olsa imkânlarınız doğrultusunda iyi bir şeyler planlayın. Bu ziyaret sonrası dünyada çok sayıda annesiz ve babasız çocuğun bulunduğunu, bütün Müslümanların bu çocuklara yardım etmek, onları sevmek sorumlulukları olduğunu onlara hatırlatın ve Efendimiz'in de bunu bize öğütlediğini belirtin. Bu esnada Peygamber Efendimiz'in de öksüz ve yetim olduğunu söyleyerek annesiz ve babasız bir çocuk olmanın anlamı üzerine konuşun. Konuşmanızın sonunda dünyada annesi babası olmayan bütün çocukların Allah tarafından daha çok korunduğunu , onlara Rabbimizin daha çok yardım ettiğini belirtin.
Peygamber'imizi çocuklarımıza tanıtma metodları 2
Sevgili anne babalar;
Çocuğunuzla birlikte yediğiniz bir yemek sonrası ona " Elhamdülillah" kelimesinin anlamını anlatın. Bizlere en güzel hediyeleri veren Allah'a nasıl teşekkür edebilieceğimiz hakkında konuşun.
Rabbimizin; "Eğer siz bana şükrederseniz, ben de size daha çok nimet veririm" sözlerini ona hatırlatarak yemek sonrası birlikte sofranızı toplayın ve biraz sohbet edin. Çocuğunuzun size yaptığı bu yardımla Peygamber Efendimiz'le ortak bir yanı olduğunu, O'nun gibi annesine yardım ettiğini belirtin. Çocuğunuz size sevgisini gösterdiğinde sizin için iyi birşeyler yaptığında ona çokca teşekkür edin ve "Yavrum sen beni çok sevindirdin mutlu ettin, inşallah hem Rabbimiz hem Efendimiz'de seni sevsin" diyerek çocuğunuz için güzel dualar edin. Çocuğunuz size yaptığı iyilik ve hizmetlerle Efendimiz'in öğüdünü dinlediğini belirtin. Efendimiz'in kendisine benzeyenleri çok sevdiğini vurgulayın.
Çocuğunuzla birlikte yediğiniz bir yemek sonrası ona " Elhamdülillah" kelimesinin anlamını anlatın. Bizlere en güzel hediyeleri veren Allah'a nasıl teşekkür edebilieceğimiz hakkında konuşun.
Rabbimizin; "Eğer siz bana şükrederseniz, ben de size daha çok nimet veririm" sözlerini ona hatırlatarak yemek sonrası birlikte sofranızı toplayın ve biraz sohbet edin. Çocuğunuzun size yaptığı bu yardımla Peygamber Efendimiz'le ortak bir yanı olduğunu, O'nun gibi annesine yardım ettiğini belirtin. Çocuğunuz size sevgisini gösterdiğinde sizin için iyi birşeyler yaptığında ona çokca teşekkür edin ve "Yavrum sen beni çok sevindirdin mutlu ettin, inşallah hem Rabbimiz hem Efendimiz'de seni sevsin" diyerek çocuğunuz için güzel dualar edin. Çocuğunuz size yaptığı iyilik ve hizmetlerle Efendimiz'in öğüdünü dinlediğini belirtin. Efendimiz'in kendisine benzeyenleri çok sevdiğini vurgulayın.
Salih Suruç'un kaleminden; Peygamber'imizi çocuklarımıza tanıtma metodları 1
Sevgili anne babalar;
Bütün
çocuklar bebekliklerini dinlemeye bayılırlar. Çocuklarınıza zaman zaman
onların bebeklik fotoğraflarını gösterdiğinizde veya bebekliği hakkında
yaptığınız sohbetler sonrası, bize hayatımızda yol gösterici olan
rehberimiz Peygamber Efendi’mizin de bebekliğinden bahsedebilirsiniz.
Çocuğunuza Efendimiz’i anlatırken O’nun Allahın kâinatta en sevdiği kul
olduğundan söz ederek bu yüzden gelişinin dünya için bir müjde olduğunu
anlatabilirsiniz.
Çocuğunuza herhangi bir haritadan, hatta internetten Peygamber
Efendimiz’in doğduğu bölgeyi ve ülkeyi göstererek bu ülkenin ikliminden,
dünya üzerindeki yerinden söz edebilirsiniz. Özellikle Kâbe’nin
bulunduğu Mekke’yi işaret ederek ve Mekke’nin önemini çocuğunuza
anlatabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






