27 Temmuz 2012 Cuma

Hayat boyu okumak öğrenmek ve önemi


Peygamber Efendimiz “ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim”  ve
“ Allah, Ben’i bir muallim olarak gönderdi” buyurmuştur.
  • O sav.yeni bir toplum meydana getireceğinden insan hayatını ilgilendiren her konuda öğretmenlik yapıyor, eğitiyor, ve yaşatıyordu. Bir  insana Allah’ın varlık ve birliği gibi yüce bir inancı da anlatıyordu, suyu nasıl içileceğini, nasıl yatıp kalkılacağını da gösteriyordu.
  • Öğretmen, bilgilendirmek için ilme bilgiye ihtiyaç duyar. Ama O, Okur yazar değildi, ama O’na  her bilgi Allah’tan geliyordu. O’na gelen ilk emir “ Oku” idi.
  • Kalem suresindeki bir ayette şöyle buyrulur; “ Kalem’e ve (kalem tutanların) yazdıklarına and olsun ki!” denilerek kaleme yemin ediliyordu. Peygamber Efendimiz “Allah’ın ilk yarattığı şey; kalem olmuştu” buyurmuştur.
  • Cenab-ı Hak, O’na verdiği dersle “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Suresi 9) derken, O’da bu doğrultuda bilgiyi ve bilgilendirmeyi son derece önemseyerek inanan insanlara “ Erkek kadın her Müslüman üzerine ilim tahsil etmek bir vazifedir” diyordu.
  • Peygamber Efendimiz, çok farklı bir anlayışla eğitim ve öğretime de manevi bir boyut getirmişti. Biz bir meslek sahibi olsun diye çocuklarımızı okutuyoruz. Bütün dünyada bu böyledir. Ama O sav. ilim ve yararlı bilgi elde etmenin insanın maneviyatına ve ahiret hayatına da katkısı olacağı anlayışını ortaya koymuştur. “ ilim peşinde koşan kimsenin yolu üzerinde melekleri kanat gereceğini” söylemiştir.
  • Öldükten sonra amel defteri kapanmayanlar arasında bir de insanlara faydalı bir ilmi bilgiyi geride bırakanı sayar. “ Göktekiler, yeryüzündekiler ve sudaki balıklar bile ilim( yararlı bilgi) tahsil edenin günahının affı için yalvarırlar” buyurur ve bir de ; “Peygamberler ne dinarı, ne de dirhemi miras bırakmışlardı. Onların mirası ilimdir” buyurmuştur. “ Şüphesiz âlimler, peygamberlerin mirasçılardır” buyurmuştur.
  • Bedir savaşında esir alınan düşman askerleri içinde okuma yazma bilenlerden kurtulmaları için tespit edilen parayı almayıp her birini Medine’li Müslümanların onar çocuğuna okuma yazma öğrettirmesi; bilgiye verdiği önemi gösteren önemli bir olaydır. Bu olay aynı zamanda bilgiyi almada öğretmenin din farkına bakılmayacağına da otaya koyan önemli bir olaydır. “ İlim müminin yitik malıdır, nerde bulursa onu alır” buyurmuştur.
  • Bu anlayışı Müslümanların akıl ve ruhlarına yayıp sindirdiği içindir ki ebedi âleme göç ettiğinde buluğ çağına ermiş insanlardan en yaşlısına kadar okuma yazma bilmeyen hemen hemen hiç kimse kalmamıştı. Günümüzde bunca geniş imkânlarla verilen çabalara rağmen ülkemizde hâlâ okuma yazma bilmeyenlerin nüfusumuza oranının yüzde on beşlerde( on milyon) olduğunu düşünürsek Peygamber Efendimiz’in bu konudaki başarısını çok daha iyi anlarız.
  • Peygamber Efendimiz’in Yegâne gayesi; insanları dünya ahiretleri için eğitmekti.Bir taraftan nasıl yiyip içmeleri gerektiğini anlatacak kadar dünyaları ile ilgili ayrıntı sayılabilecek konuları anlatıyordu.; diğer taraftan ebedi hayatta ebedi saadete kavuşmaları için yol gösteriyordu. Görevlerini hatırlatıyor ve hatırlatmakta da kalmayıp bizzat yaşayarak örnek oluyordu.
  • Peygamber Efendimiz bizlere ömrümüzün sonuna kadar ilmimizi artırmamızı ve ilim öğrenmek için çaba harcamamız gerektiğini öğütler.

22 Temmuz 2012 Pazar

ZAFER ERCAN VE UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE


Vatanını seven,vatanının gençleri için mücadele eden başkomiser Zafer Ercan;Türkiyede bir ilki deneyerek uyuşturucuya karşı  toplumsal bir mücadele başlattı.Okullarda başlattığı bilgilendirme toplantılarını camilere kahvehanelere kaydırdı.Okul,cezaevi, kargo çalışanları,gece kulübü çalışanları için yüzlerce konferans verdi.Binlerce veli ve öğrenciye ulaştı."Allah bana nerenin müdürü oldun diye sormıyacak"şuuruyla vatanının heryerini benimsemiş ve Bingöl için kampanya başlatmış. www.bingolebinel.com
         Hepimizin alıştığı polis imajı yerine,uzun saçı,top sakalı ve parmaklarındaki ilginç yüzükleriyle gençlerin ilgisini çekiyor.Gençlere sigaranın uyuşturucuya   giden yolun başlangıcı olduğunu belirtiyor.
        " Aşkın dört element hali"
        " Kapımızdaki düşman ;uyuşturucu"
        " Testi kırılmadan" adlı kitapları ve daha birçok eserleri var.
     Bağımlılık yapan maddelerin hatta sigaranın nelere malolacağını belirtmek için yaptığı mücadelelerin yanısıra www.zaferercan.com adlı sitesindede yazıları var.

NE GÜNLERE KALDIK!

   Evlenmeyi tercih etmeyen,ama annelik duygusunuda içinden atamayan kadınların uygunsuz tercihi sperm bankası.Kocanın sorumluluğunu almak istemeyen,hayatını bir baba ile paylaşmak istemeyen kadınlar sperm bankasına gidiyor ve katalogtan sperm seçiyor,anne oluyor.
  Sperm veren erkeklere donör deniyor.Bu donörler,boyu,kilosu,saç ve göz rengi gibi kategorilere ayrılıyorlar.Eğitimi,zekası gibi yönleride ele alınıyor,ve belli bir kategoriye konduktan sonra ücret karşılığı spermini satıyor ve gidiyor.Kurallar gereği kimliği bilinmiyor.
  Anne olmak isteyen kadın katoloğa göre tercihini yapıyor.Ücretini verip spermini alıyor ve hamile kalıp,babasız çocuk doğuruyor.
  İşte sperm bankasının marifetleri!
  Tabi ülkemizde bu durum yeni yeni farkediliyor.Ama diğer ülkelerde 40 senedir durum böyleymiş.Bir sperm çocuğu olan Amerika'lı psikolog Bill Corday babasını bulmak istiyor ve kendisi gibi babasını bulmak isteyenler için "babasızlar kulübü"kuruyor.Ve yakın zamanda binlerce üyesi oluyor.
  Korkunç bir durum daha!
  ABD'de her yıl 30bin ile 50bin arasında sperm çocuğu dünyaya geliyormuş.
  Çocuk babasını bilmiyor ve hatta nüfus cüzdanında baba ismi bulunmuyor.Fakat bazıları babasını merak ediyor ve arayışa giriyor.Uzunca bir aradan sonra kimileri buluyor belki ama baba kabullenmiyor.
  Hatta çocuğunun ısrarı üzere babayı arayan anneler bir site açmış fakat tüm aramalarına rağmen babaya ulaşamamışlar ama üvey kız kardeşler ve erkek kardeşler birbirlerine ulaşma imkanı bulmuşlar.Sadece kod numarası belli olan babanın spermleriyle meydana gelen 11 çocuğun anneleri bu site üzerinde tanışmışlar.
  Başka bir ŞOK EDİCİ çocuk sahibi olma şeklide;"taşıyıcı annelik ".Evli çiftlerden alınan sperm ve yumurta laboratuar ortamında dölleniyor.Meydana gelen embriyo,taşıyıcı annenin rahmine yerleştiriliyor.
  Hatta karı koca tüp bebek ve mikroenjeksiyon metoduyla çocuk sahibi olamıyorlarsa ve kendilerinden sperm ve yumurta hücresi elde edilemiyorsa bu sefer spermide yumurta hücresinide başka kişilerden alma yoluna gidiliyor.Bu uygulama Türkiye'de bir hayli yayılmış durumda.
  Söylendiğine göre bir yılda çocuk isteyen 10bin kişi bu hasretini gidermek için yurtdışına gidiyor.Mesela sadece Danimarka'daki bankadan 35 ülkeye sperm ve yumurta ihraç ediliyor.
  Türkiye'deki çok sayıda tüp bebek merkezinde çocuk sahibi olmak için sıra bekleyen annelerin bir başkasından sperm getirmesine ses çıkartılmıyor.
  Hatta bu kişiler çok kere kan bağı olan yakınlarının bile spermlerini getirebiliyorlar,Mesela teyzeden yumurta alınırken,amcadan sperm alınıyor.Hatta bazen kişi gidiyor kendi kardeşinin spermini alabiliyor ve nesiller karışıp gidiyor ki yazması bile çok iğrendiriyor.
  Sperm ve yumurta babadan ve anneden alınıp tüp bebek yoluyla tekrar anne rahmine yerleştirilmesiyle doğacak çocuk gerçek anne babanın evlatlarıdır.Bunun dışındaki hiçbir metodu ve uygulamayı İslam kabul etmez.
  "Sperm baba" ve "taşıyıcı annelik" planlı bir şekilde nesil bozma çabalarıdır.
  Bu konunun daha ayrıntılısını merak edenler "Moral Dünyası" dergisinin 36.sayısında bulabilirler.
  Hatta Cem Yılmaz bu konunun gerçek boyutunu komedi tarzında ele almış gözler önüne sermiştir.

Amman israf yapmayalım! Tasarruf yapalım.


  • Şarjda unutulan cep telefonları, laptoplar yılda 30kilowatt fazladan enerji tüketiyor.
  • Bilgisayarları, müzik sistemlerin,i tvleri uyur konumda bırakmayalım.Bilgisayar ile işimiz bittikten sonra mutlaka fişini çekmeli,kapatılmayan bilgisayar minimum performansta bile olsa elektrik tüketmeye devam eder.
  • Kumandadan kapatılmış tv açık konumda oldukları kadar enerji harcar.
  • Buzdolabını fırının, ocağın yanına koymakta fazla enerji harcatır.Buzluktan çıkan yiyecekleri buzdolabında eritmekte buzdolabının daha az enerji harcamasını sağlar.
  • Ütüyü saat 22den sonra yapmalıyız.
  • Tasarruflu lamba kullanmalıyız.Akkor lamba yerine fluoresan ampul kullanildiginda Turkiye genelinde ayda  1 milyar 120 milyon kwlik tasarruf saglanir.
  • Tuvaletleri çöp olarak kullanmamalıyız.
  • Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi sifonu amacı dışında günde bir kez çekerse yılda 16 ton su harcamış olur.
  • Her saniye bir damla damlayan musluk yılda bir ton su harcar.
  • Yeni model,suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlıklarından alarak suyu daha az açarak daha tazyikli bir duş alınabilir.
  • Bir kişi günde bir kez ortalama üç dakika boyunca suyu kapatmadan traş olursa yılda 10 ton su harcar.
  • Bir kişi günde 2 kez 1 dakika boyunca dişlerini suyu kapatmadan önce fırçalasa yılda 8 ton su harcar.
  • Çamaşır makinesini tek çalıştırmada 176 litre su harcar.Haftada 2 kez çalıştırılınca yılda 18,3ton su harcar.Tam doldurmadan çalıştırmamalıyız.Makineyi haftada bir kez bile daha az çalıştırsak yılda 9 ton su kurtarabiliriz.Haftada bir kez bile küveti doldursanız yılda 7,4 ton su harcarsınız.Günde bir kez ortalama 5 dakikalık duş alırsanız yılda 21,6 ton su harcarsınız.Beş dakikalık bir duşta ortalama 6o litre su harcarsınız.Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini bir dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su kurtarabilir.
  • Dört kişilik bir ailenin bulaşığını elde yıkayınca 84 ila 126 litre su harcanıyor oysa aynı bulaşık makinede yıkanınca  harcanan su sadece 12 litre.Bulaşıkları makinede değilde elde yıkadığımızda 10 kat fazla su harcamış ve su israfında bulunmuş oluyoruz.
  • Sebzeleri yıkarken elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkadığında dört kişilik bir aile bu yöntemle yılda 8 ton su kurtarabilir.
  • Yemek pişirirken düdüklü tencere kullanıldığında hem enerji tasarrufu sağlanır,hemde yiyeceklerin besin değeri korunmuş olunur.
  • Yeşillikleri saklarken kağıt havluya sarıp naylon torbaya koyarsak kısa sürede bozulmalarını önlemiş oluruz.
  • Baharatları asla ocakların üzerindeki veye yakınındaki raflarda saklamamalı buzdolabında saklamalı.Sarımsağı soyarak zeytinyağının içinde saklayabiliriz.Sarımsakları kullandıktan sonra kalan yağ nefis bir salata sosu olucaktır.Makarnaların suyunuda çorbalarda kullanarak değerlendirmeliyiz...

Ramazan-ı Şerif Ayına Kavuştuk

    
        Hz. Allah'a sonsuz şükürler olsun,bizleri birkez daha Ramazan-ı Şerif ayına kavuşturdu.Evveli rahmet,ortası mağfiret,sonu cehennem ateşinden azad olan Ramazan-ı Şerif ümmeti muhammed için güzelliklere vesile olur inş."Ramazan-ı Şerif geldi diye sevinen kişinin cesedini Allah-u Teala cehennemi haram kılar" buyuran Peygamber Efendimiz Ramazan ayının kıymetini daha iyi anlamamız için şöyle buyurmaktadır;
        "Ümmetim Ramazan- Şerifteki esrarı ilahi ve fazileti bilmiş olsalardı,senenin tamamının Ramazan-ı Şerif olmasını arzu ederlerdi..." Zübdetül Vaizin sh 31
        Receb-i Şerif,Şaban-ı Şerif,Mirac kandili,Berat kandili ile adım adım Ramazan ayına yaklaştık.Sanki bu mübarek gün ve geceler bizlere Ramazan ayını müjdelediler.İnş. bayram sabahıda maddi ve manevi bayramı hakedenlerden oluruz.
       Ramazan-ı Şerifin her günü için binlerce insanı Allah-u Teala afv edeceğini Peygamberimize bildirmiştir.Gök kapılarının açıldığı,ilahi rahmet ve merhametin tecelli ettiği,iftar ve sahur vakitlerinde tövbe kapılarını çalalım.Duaların geri çevrilmeyeceği bu vakitlerde sıkıntıda  olan kullar için dua edelim.
      Bu mübarek ayda yapılması gereken birçok ibadet vardır.Bunların başında oruç ibadeti gelir.Peygamberimiz bir Hadis-i Şeriflerinde"oruç bir kalkandır kul onunla cehennem ateşinden kurtulur" buyurmuştur. Bu sıcak ve uzun günlerde oruç tutmanın mükafatı olarak,cehennem ateşini söndürmeyi müjdelemiştir Peygamber Efendimiz.
     Ayrıca tuttuğumuz oruçlar açlık ve susuzlukla mücadele eden birçok insanı hatırlamamıza vesile olur,paylaşmanın ve yardımlaşmanın güzelliğine ulaşabilmemizi sağlar inş.
     Karşılığında birçok mükafat olan oruç ibadeti,kötülüklerden arınmamızada vesile olmalıdır.Nitekim Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde"yalan sözü ve yalanla(hile ile) iş görmeyi terk etmeyenin yeme ve içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur" buyurmuştur. Terğib c.2 sh. 583
     Sadece midemiz ile değil tüm vücudumuz ile oruç tutmamız gerektiğini şu Hadisi Şerif ilede bizlere bildirmiştir;"Beş şey orucun sevabını azaltır.1- yalan söylemek,2-gıybet,3-nemime,koğuculuk,4-yalan yere yemin,5-şehvet nazarı ile harama bakmak."
     İmam-ı Rabbani hazretlerinin buyurduğu üzerede asıl olan Kuran-ı Kerim'dir.Ramazan ayıda O'nun meyveleridir.Ramazan ayı ile Kuran-ı Kerimi birleştirirsek yani bu ayda hatim yaparsak Ramazan-ı Şerif ayının bereketinden,hayırlarından mahrum olmayacağımızı bildirmiştir.
     Ramazan ilahi bir kampanyadır.Bire on,bire bin verilir bu ayda.Bu ilahi kampanyadan yararlanmamız,içinde bulunduğumuz rahmet dolu günleri gafletle geçirmememiz,dünyanın dört bir köşesinde sıkıntı çeken kardeşlerimizi hatırlamamız dualarıyla...

ÇOCUK EĞİTİMİNDE GÖZÜMÜZDEN KAÇANLAR 2

"Çocuklarınıza şiir ve matematik öğretin"İmam Şafi HZ.
       Çocuğumuz büyürken,onu eğitirken gözümüzden kaçan bir hususta ninnilerin önemi.Bebekliğinden başlarsak,ninnileri ele almalıyız.Bebeğimizi uyuturken yada sakinleştirirken,annesiyle göz teması halinde,vücut sıcaklığını hissederek,kendi sesimizle ninnilerlemi uyutuyoruz yoksa bunun yerine;şekillerden,renklerden oluşan hareketlerlemi uyutuyoruz?Yada daha kötüsü büyüklerin izlediği kliplerlemi uyuyup sakinleşip yaşından öncemi olgunlaştırmaya çalışıyoruz farkında olmadan?
        Ninnilerle büyüyen çocuğumuzu büyüdükçe şiirle tanıştırmalı,ona şiir okutup ezberletmeliyiz.İmam Şafi Hazretleri :"Çocuklarınıza şiir ve matematik öğretin " buyuruyor.Biz çocuklarımıza matematiği öğrettik yada öğrenmesine katkıda bulunduk belki ama şiirle tanıştırdıkmı?Hayatta karşılaştığı sorunlarını problem gibi, kurallara bağlı çözmesini öğrenirken yeri geldiğinde duygusal davranmasını öğretmedik ise katı kalpli davrandıklarındada şaşırmamalıyız.
       Çocuklarımız dertlerini ifade etmede,çözüm aramada bile zorlanır hale geldiler.Bunun sebeplerinden biriside teknolojinin yan tesirleri.İnternet ve cep telefonlarının sağladığı koaylıklar sayesinde uzun ve düzgün cümleler kurmak yerine kısaltılmış kelimelerle,resimlerle iletişim kurarken,konuşma kabiliyetlerini azaltıyorlar.Hele şiirle tanışmadıysa duygularını ifade etmedede zorlanabilirler.
      Gelişimlerine katkıda bulunmalarına yardımcı olucak bir davranışta,günlük tutmalarını sağlamaktır.Bunuda gözardı etmemeliyiz.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE GÖZÜMÜZDEN KAÇANLAR 1

"Nasıl çocuk istiyorsanız öyle ebevyn olun".
       Çocuğumuza kazandırmak istediğimiz davranışları ders gibi anlatmak yerine ona hayatımızla, yaşantımızla örnek olmalıyız.
       Yapmadığımız şeyleri çocuğumuza ezbere yaptırmaya çalışırsak, birgün tüm ezberlediklerini unutup yerini başka şeylerle  doldurur.
       Çocuğumuzun yapmasını istediğimiz güzel  davranışları, yaşantımızın her alanında uygularsak , çocuğumuza tek tek anlatmaya gerek kalmadan,oda hayatına nakış nakış işleyecektir.
      Tam tersi durumdada bulunmamalıyız.Onun yapmasını istemediğimiz davranışları biz yaparak ona kötü model olmamalıyız.
      Nasılki iyi davranışlarımızı yapmasını söylemeden bile hayatında uygulayabiliyorsa,uygunsuz davranışlarımızıda hayatında uygulayacaktır.
      Yapmasını istediğimiz davranışları,ona söylemeden önce bizde görmeli,yapmasını istemediğimiz davranışlarıda bizim yapmamamız  gerekir.
      Onun yalan söylememesini isterken,bizim yalan söylediğimizi görmesi,yalan söylememenin bozulabilir bir kural olduğunu zannettirir.
       Çocuğumuzun kitap okumasını istiyoruz ama bizim elimizde hiç kitap görmüyorsa ,onun kitapla mesafeli olmasını yadırgamamalıyız.
       Hangimizin evinde kitaplık var? Kendimize ait kitaplığımız olduğu gibi çocuğumuza ait rengarenk kitaplığı olması gerekir,içini rengarenk kitaplarla doldurmalıyız.
       Çocuğumuzun hangi doğum gününde hediye olarak kitap aldık hatırlıyormuyuz? Sahi çocuğumuza en son ne zaman hediye aldık bunu hatırlıyormuyuz?

ÇOCUKLARIMIZI KULLANMA KILAVUZU

                       ÇOCUK KULLANMA KILAVUZU

"İnsan tesadüfen yetişmez".
             Böyle diyor yazar. Bir cümleyle her şeyi özetliyor. Bence her anne babanın dikkate alması gereken bir cümle.Çünkü anne baba olarak hepimizin yetiştirmesi gereken evlatlarımız var. Bize Rabbimiz tarafından emanet edilen evlatlarımız.
          Çocuğumuzu tesadüfen yetiştiremeyiz. Eğer böyle bir şeye fırsat verirsek emin olmalıyız ki hayatımızın hiç ummadığımız zamanlarında "tesadüfen(!)"hatalarla karşılaşırız. Bu konuda yapacağımız ilk iş evvela kendimizi geliştirmek olmalıdır. Doğru çocuk yetiştirmek için doğru anne baba olmayı bilmemiz gerekmektedir. Kullandığımız her şeyin bir kullanma kılavuzu var ve o kılavuzlara dikkat ettiğimiz sürece hata yapma payımız çok aza iner. Bize en güzel şekilde emanet edilen çocuklarımız  içinde bir kullanma kılavuzu olmalıdır. Onları bize emanet eden ve bizden geri alacağı güne kadar en güzel şekilde korumamızı emreden muhakkak bir yol göstermiştir.
     Ve o yol Peygamber Efendi'mizin yoludur. Evet, bizleri ve çocuklarımızı yaratan, çocuklarımızı bizlere emanet eden Rabbimiz, onları cennetine hazırlamamız için Peygamber Efendimiz’i önümüze bir örnek olarak vermiştir. O'nun hadisi şeriflerini kullanma kılavuzu olarak ihsan etmiştir bizlere. Peygamber’imizde bir insandı ve bir babaydı. Örnek bir baba, örnek bir dedeydi.
   Peygamber Efendi'miz torunlarını "reyhanlarım" diye severdi. Biliyoruz ki reyhan bir çiçek ve bakımı özen isteyen ama çok güzel kokan bir çiçek. Yani Peygamber Efendi'mizin kullanma kılavuzuna göre çocuk, bir çiçek kadar hassas, narin, kırılgan fakat bir çiçek kadar güzel ve bir çiçek kadar bakımı özen isteyen ve bakıldığında ise bir çiçek kadar güzel açan, yeşeren bir bahçedir.
   Çocukları yüzünden sıkıntı çekenler (çocuklarıyla iletişimi olmayan, anlaşamayan, tüm çabalarına rağmen sevgisine karşılık bulamayan anne babalar, hatta çocukları yüzünden kaçırıldı ya da kaçtı diye televizyonlarda ağlayan anne babalar) emin olunki tek sebebi, hayatımızın Peygamber Efendimiz’in hayatından çok uzakta olmasından kaynaklanıyor.
    O'nun bizlere bıraktığı örnek hayatında, çocuğumuzun doğumundan eğitimine kadar her alanda nasıl davranmamız gerektiğine dair örnekler bulabiliriz.
    Nasıl ki çocuğumuz hastalandığında doktorlardan yardım alıyorsak, okul hayatında , eğitim hayatında öğretmenlerinden yardım alıyorsak, onu yetiştirirken de Peygamber Efendi'mizden yardım almalıyız.
    Peygamber Efendi'mizin hayatı, hadisi şerifleri çocuğumuzu yetiştirirken kılavuzumuz olmalıdır.                                                                                                                                                Hanife Özdemir

çocuğum için tuttuğum notlar 4

    • Çocuk yanlış davransa bile saygıyla yaklaşılması gerekir;kararlı ama nazik olmalı,durup"Şu anda konuşamayacak kadar kızgınım.Bunu daha sonra konuşalım"demenin hiçbir mahzuru yoktur.
    • Yanlış davrandığı çocuğunuzu cezalandırma fikri yerine ona nasıl davranması gerektiğini benimsetin ve benimseyin.
    • "Oyuncakları ortaya saçman,evde yaşayan diğer insanlara rahatsızlık veriyor,ayrıca üzerine kazayla basabileceklerinden tehlikeli olabilir"gibi gerekli açıklamalarda bulunun.
    • Olumlu yaklaşın."Kaç defa dişini fırçalaman gerektiğini söylemem lazım?"demek yerine "Lütfen dişlerini fırçala ve bitirdiğin zaman bana haber verki,yatmadan önce gelip seni öpeyim"gibi güzel diyalog kurmalı.
    • Tehdit etmek yerine açıklamayı tercih edin.
    • Kızma duygunuza engel olun.
    • Motive edin."Gitme zamanı.Haydi son bir kez daha kay.Eve gidip en sevdiğin yemeği pişirelim"gibi yaklaşın.
    • Akıllı olun.Aileler genelde işe yaramadığını bile bile aynı yöntemleri ısrarla kullanmaya devam ederler.İşe yaramıyorsa daha etkilisini bulun.
    • CEZALANDIRMAYLA ilgili üç önemli kuralı hatırlayın;1-Kızgın olduğunuz zaman asla ceza vermeyin.2-Cezalandırmayı intikam amaçlı kullanmayın.3-Ceza vermek sadece kısa vadede etkili araçtır,uzun vadeli çözüm için akılcı olarak eğitmeye çalışmalı.
    • Çocuğa aşırı iltifat edildiğnde bunun neden olduğunu söylemeli.
    • MATEMATİKle nekadar erken tanışırsa o kadar rahat eder ve kendine güveni artar.Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın.
    • Çocuğun ZEKA GELİŞİMİni son derece etkileyen şu yaklaşıma dikkat etmeli:çocuğa;"bu yemeği beğendin mi?"sorusunu değilde;"bu yemeğin nesini beğendin?"şeklinde sormalı.
    • "Tatilin iyi geçtimi ?"yerine "tatilde en çok neden hoşlandın"gibi daha açıklayıcı sorular sormalı.
    • ANNE BABALAR DİKKAT!Çocuğun sürekli gördüğü objelere dikkat!
    • Küçük bir çocuğun dolapta bir sürü hap görmesi son derece sakıncalı.Anne babasının onları kullanma sıklığı çocuğun dikkatini çeker.Başım ağrıyor yut,uyuyamıyorum yut,sakinleştirmek için yut hapı.Çocuklarımızın gözü önünde hap yuta yuta,şunu öğreniyor;herşey için bir kolay çözüm yolu var;HAP.Ondan sonra çocuğumuzun uyuşturucu hap aldığını duyunca panik oluyoruz.

      çocuğumun için tuttuğum notlar 3

      • Aileyi etkileyen stres unsurları okul başarısınıda etkileyebilir.
      • Zihni yeteneğinin ezber ve taklide göre değil,mantık ve üretkenliğe dayalı olması konusunda yönlendirin.
      • ÇOCUĞUNUZU KENDİNİZE DÜŞMAN ETMEK İSTEMİYORSANIZ,bir başarısızlığından dolayı "ben sana demedim mi"demeyin.
      • Çocuğunuza emir vermeyin,ondan isteyin.
      • Haksızlığa uğradığınız yerde hakkınızı arayış tarzınıza çocuğunuzun şahit olmasını sağlayın.
      • Ona kavga etmeden ve bağırmadan haksızlıklara karşı çıkmanın mümkün olduğunu gösterin.
      • Çocuğunuzu dinlerken mutlaka yüzüne bakın ve onunla göz teması kurun.
      • Çocuğunuzla iddialaşmayın.Yumuşak ses tonuyla "ben böyle düşünüyorum"deyin ve susun.Dediğinizi kabul etme ihtimali artar.
      • "Ne" söylediğinizden daha çok önemli olan "nasıl" söylediğinizdir.
      • Çocuğunuzu doğru bilgilendirin."Nasıl olsa anlamaz,bunu onun iyiliği için yapıyorum"gibi gerekçelerin arkasına sığınmayın.Kaybolan güven geri gelmez.
      • Tartışma sırasında meseleleri birden değilde teker teker ele alın.
      • Çocuğunuzun ilgilendiği konulardan,hobilerden zevk almaya çalışın.
      • Çocuklarınızı özel günlerinde yalnız bırakmayın.
      • Çocuğunuza söz verdiyseniz mutlaka yapın.Yapamıyacağınız şeyi vadetmeyin.
      • Çocuğunuzun davranışı karşısında "BEN DİLİ"nizi kullanın.Mesela;çocuk sokakta oynadı ve koşarak eve girdi.Burada annenin "sen dili" mesajı şudur;"Çabuk dışarı çık!Sana pis ayakkabılarla eve girmeyeceksin demedim mi "olur bunun yerine"evi yeni silmiştim,çamurlu ayakkabılarla girdiğin zaman tekrar silmem gerekiyor.Çok sinirleniyorum,hemde yoruluyorum"olmalıdır.
      • Çocuğunuz okuldan döndüğünde evinizde onu karşılayacak birisi olmalı,okuldan getirdiği sevinç ve üzüntüyü paylaşıcak birisi bulunmalıdır.
      • Çocuğunuzun yanında tanıdıkları,arkadaşları,öğretmenleri,akrabaları aleyhinde konuşmayın.
      • Olduğundan daha küçük hissetmesini sağlamayın.
      • Başka insanların önünde hatalarını düzeltmeye çalışmayın.
      • Soru sorduğunda geçiştirmeyin,cevabı ertelemeyin.Korkutarak eğitmeyin.

      çocuklarımın yetişmesi için tuttuğum notlar 2

      • Başarılı kişileri ona sevdirin ve örnek gösterin.
      • Karşılık vermek intikam duygularını artıracağı için intikam arayışındaki çocuklarla hesaplaşmayın.
      • Arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurmasını sağlayın.
      • Yaşından ve olduğundan daha küçükmüş gibi davranmayın.
      • Birlikte vakit geçirin,kendini ifade etmesini sağlayın.
      • Uygun olmayan arkadaşlarını onunla konuşun.
      • Öğretmenini iyi seçin,tanışıp dostluk kurun,iletişimi geliştirin.
      • Başarılarını ödüllendirin.
      • Ona herzaman cesaret verin,destek çıkın.
      • Başarısızlıkları için konuşun,onu başarıya motive edin.
      • Evde ona iyi bir model olmaya çalışın.
      • Hayatta düzenli ve programlı olmasına yardım edin.
      • Stres faktörlerini hesaba katın,psikolojik durumuna dikkat edin.
      • Ders çalışma harici zamanlarında dinlenmesini sağlayın.
      • Okumaya teşvik edin,okuma alışklanlığı  kazanmasına yardımcı olun.Tabi bunun için kendimizin okuma alışkanlığı olması lazım.
      • Dikkat eksikliği olup olmadığını kontrol edin.
      • Kapasitesinden fazla beklentilere girmeyin.
      • Uyku düzeninin bozulmamasını sağlayın.
      • Okulda yolunda gitmeyen şeylere karşı uyanık olun.
      • Yaşıtları ve başkalarıyla onu kıyaslamayın.
      • Arkadaşlarıyla rekabete sürüklemeyin.
      • Hobilerini artırın,ders dışında hobileriyle ilgilenmesini sağlayın.
      • Herzaman için yanında olduğunuzu devamlı hissettirin.
      • Küçük problemler büyümeden zamanında müdahele edin.

      Çocuklarımın yetişmesi için tuttuğum notlar 1

      • Bebeğin beslenmesine dikkat edersek,onları hafıza ve zeka eğitimine tabi tutarsak,aile ve okul ortamında iyi bir eğitim aldırırsak; çocuğun zihinsel potansiyelini maksimum seviyede kullanmasını sağlamış oluruz.
      • Beyin ve zeka gelişimi için 0-6 yaş arası çok kritik bir dönemdir.
      • Anneyle bebek arasında göz teması,bebekte güven duygusunu artırıyor.
      • Anne baba olarak çok sabırlı olmalı.
      • Her akşam çocuğa hikaye okumalıyız.
      • Çocuğun hayal gücünü geliştirecek oyuncak alınmalı.
      • Çocuk gelişimi üzerine kitap okumalıyız.
      • Kuralları baştan koymalıyızki ,çocuk kuralları bilsin ve ona göre davransın.
      • Mümkünse dört yaşından sonra anaokuluna gönderin.
      • Çocuğa bir fiske bile vurmayın,çok kızdığınız zaman ona kadar sayın.
      • Çocuk aktif olmalı.Devamlı neyi nasıl yapacağını siz söylediğiniz zaman çocuk kendisini keşfedemez.Karşısına çıkan problemleri kendi başına çözemez.
      • Çocuk sosyal hayata katılmalı.Çivi çakmaktan aciz babalar,yemek pişirmesini bilmeyen diplomalı anneler olmamalı.
      • Bilgisayar ve internet verimlileştirilmeli.Bilgisayarı faydalı kılan bizzat kendisi yani hardware değildir,software dediğimiz eğitim programlarıdır.
      • Dehanın önündeki en büyük engel müdaheledir.Neyi nasıl yapacağını biz söylersek,deneme yapmasına izin vermezsek deha körelir.
      • Çocuklarımızın yeteneklerini erken keşfetmeli ve onları başarılı oldukları alanlara yönlendirmeliyiz.
      • Üç yaşındaki çocuk için konuşmanın dinlemeden daha önemli olduğu bilinmeli,çocuğun "niçin,nasıl" gibi sorularına sabırla cevap vermeli.
      • Anne bebeğiyle bütün boş zamanlarında irtibat kurmalı,konuşmalı,hikayeler anlatmalı,kitap okumalı,Kuran-ı Kerim okumalı,onu dış dünyaya adapte edebilmek için çalışmalı.
      • "Daha çocuktur"deyip onların yanında uygunsuz hareketler yapmaktan kaçınmalı.
      • Etkili anne baba olmak sabır gerektirir.Adım adım ilerlemeli.
      • Çocuğun davranışını en iyi etkileme yolu kendi davranışımızı değiştirmektir.
      • Çocuğun olumsuz davranışının karşısında beklenmeyeni yapmalı,yani geleneksel tepkilerimizin tam karşıtını uygulamalı.
      • Çocuğun olumlu davranışı sadece ilgi çekmek için değilse,takdir edin.
      • Güç çatışmalarından kaçınmalı.
      • Hata bulmaya çalışmak yerine çocuğun olumlu ve güçlü yönlerine yoğunlaşmalıyız.

      Cennet çiçeği çocuklarımız ve namaz( ANNE BABAYSANIZ MUTLAKA OKUMALISINIZ)

      • Cennet çiçeği çocuklarımız, bizim kapanmayan amel defterimizdir. 
      • Onlar bize tertemiz olarak emanet edilir.
      • Onları fıtrat üzere yetiştirmek bizim asıl görevimizdir
      • Çocuğumuzun midesini doyurduğumuz kadar, gönlünü doyuruyor muyuz?
      • Her müslüman anne baba, çocuklarının imanı kuvvetli ,ameli salih olsun, kendilerine itaat etsin ister. Peki bunun için neler yaptık, hangi metodu uyguladık? Ne kadar zaman ayırdık?
            Manevi ibadetin en başta geleni namazdır.
            Namazı öğretmek çok kolaydır. Zor olan onu sevdirmek. Buda bir iki söylemeyle, tarif etmekle olacak birşey değildir. Üzerinde düşünülmesi, uzun vadeli plan ve program yapılması, ciddi bir şekilde takip edilmesiyle sonuç alınacak bir eğitim sürecidir.
            Bugün bizim yaptığımız ,çocuklarımıza namazın şeklini öğretmekten ibarettir.
            Namaz Eğitiminin Başlama Yaşı
            Çocuğa namaz eğitiminin, din eğitiminin ne zaman başlayacağı konusunda eğitimciler değişik görüşler ortaya koyarlar. Eş seçiminden itibaren, çocuk anne karnındayken, dünyaya geldiği andan itibaren, etrafını tanımaya ve konuşmaya başlamasıyla birlikte diyenler olduğu gibi bunu üç dört yaşında başlatanlarda olur. Hepsinin doğruluk payı vardır. Zikredilen bütün dönemlerde yapılması gerekenler, dikkat edilmesi gereken hususlar vardır.
           Çocuk dünyaya gelmeden önce iyi bir eş seçimi çok önemlidir. Efendimiz bu konuda sevenlerini uyarmış ve dindar olanın tercih edilmesini tavsiye etmiştir.
           Dindar bir kişiyle yuva kurmak işin temelidir.
           Çocuk dünyaya gelmeden evvel işe dikkatli başlayacağız. Salih veye saliha bir eş seçeceğiz.
           Namaz eğitimi ani bir kararla başlamaz. Yedi yaşına kadar çocuk namaz kılanları görecek, onları taklid edecek.
           Çocuklar gördüklerini aynen uygular. Biz farkında olmasak bile gerekli gereksiz her ayrıntıyı kopyalamaktadır.  Bunun için çocuklara güzel pozlar vermeliyiz.
           Namaz kılarken önümüzden geçtiklerinde üzerimize çıktıklarında vs. namaz sonunda bu davranışından dolayı azarlarsak,çocuk namazdan nefret edebilir. En sevimli halimiz namaz sonunda olmalı.
           Ayrıca önemli bir hususda , çocuk namaz kılanın sadece kendisi ve ailesi olmadığını görmeli, önemli kişilerinde namaz kıldıklarını görmeli. Çocukların ilgi duyduğu saha ne ise o sahadan örnekler sunmalıyız.
           Çocuğunuz namaz kılmaya başladığı zaman onu takdir etmesinide bilmeliyiz. Memnuniyetimizi göstermeliyiz.
           Din ve namaz eğitiminde dayak gibi fiziki cezaya başvurmamalıyız. Peygamberimiz hayatı boyunca hiçbir çocuğu dövmemiştir.
           Hakaret ise kesinlikle etmemeliyiz. Hele başkalarının yanında kusurlarını yüzüne kesinlikle vurmamalıyız. Yoksa onları kaybedebiliriz.
           Namaza ilgisini artıracak formüller bulmalıyız.
           Çocuğa namaz alışkanlığı kazandırmak uzun soluklu bir çalışmadır. Birgün, bir hafta yada bir yılda bitecek bir çalışma değildir. Belki yıllarca devam edebilecek bir çalışmadır. Onlar namazlarını kılıncaya kadar sabırla onlara yardımcı olacağız. İnşallah bu çalışmamızda kısa sürede sonuç alırız.
           Hz. Peygamber'in kızı Hz. Fatıma'yı evlendikten sonra bile altı ay namaza çağırması bunun en güzel örneğidir.
           Biz çaba sarfettiğimiz sürece güzel sonuçlar alacağız inş. Ama en başta anne baba ve büyükler birlikte olmalıdır. Farklılıklar olmamalıdır. Birinin "a" dediğine , diğeri "b" dememelidir.
                            Çocuğumla sevgi secdesi

      Çocuklarımız ve namaz sevgisi

        BİR FİNCAN KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VARSA...
              Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa ,saymakla bitiremediğimiz nimetlerin sahibine teşekkür etmek gerekmezmi?
              Namaz en kolay ve en şerefli teşekkürdür.
              Bizlere yaşamamız için hergün yirmidört saat veren Allah'a teşekkür etmek için namaz kılmaya bir saat ayırmamız gerekmezmi?Üstelik buna Allah'ın  ihtiyacı yok.Bizim ihtiyacımız var.Bize verdiğinden,bizim için istiyor.Günde bir saatini namaza ayıran ebedi hayatında neler kazanacağını birbilse gece gündüz namaz kılmaktan başka  bir iş yapmak istemezdi.
              Kainatta en yüksek hakikat imandır.İmandan sonra namazdır.Çünkü namaz kılan insan bununla Allah'a olan inancını bizzat ispat etmiş olur.
             Bizi bütün yarattıklarından en değerli kılan,bizi bir dağda duran bir taş yapabilirdi.Bir ağaç ,bir hayvan olarakta yaratabilirdi.Bizi insan olarak seçti.Hemde müslüman.Bunlara teşekkür için namazı lütfetti.Hemde teşekkür olarak kabul etmekle kalmadı ,cenneti verdi.
             "İnandım" demek yeterli olsaydı ,başta peygamberler yapardı.Onlar imanlarının gereği olarak ibadetleri en güzel şekilde yaptılar.İnandım demek bir iddiadır.Onun ispatı ise ibadetlerdir.
            İbadet ,Allah'ın istediği gibi yaşamaktır.Onunda en önemlisi namazdır.
            Bedenimizin ihtiyacı olan yemeden,içmeden,nefes almadan ne kadar yaşayabiliriz?Yaşayamayız.Bedenimiz gibi gönlümüzün,ruhumuzunda ihtiyacı var.Buda namazdır.Namaz kılmayan insan ruhunu aç bırakıyor demektir.Bugün çevremizde gördüğümüz birçok kötülüğü işleyenler genelde ruhunu aç bırakanlardır.
           Hapishanede yapılmış bir anket sonucu bunu aynen doğrular.600 genç mahkumdan namaz kılmasını bilen sadece 6 kişidir.
          Secde etmeyerek  ilk defa isyan eden şeytanla,namaz kılmayarak Allah'ın secde emrine uymayarak huzurundan kovulan ona benzer.Hem o bir kez secde etmeyerek huzurundan kovuldu ise ,günde beş defa aynı suçu işleyenin halini siz düşünün.
          Ashab'ı Kiram Bedir savaşında bile namazlarını kıldılar.Namaz kılmamaya bahane savaştan daha büyük ne olabilir?Ama savaş namazla aralarına giremedi.Savaşta bile namazlarını terk etmediler ve savaşta bile namazlarını terk etmeyenlere Allah zaferler verdi.Biz Allah'ın emrini üstün tutarsak Allah'ta bizi üstün kılıcaktır.
          Sevgili Peygamber'imiz zamanında mescide ailece gidilirdi.Sabah ve yatsı namazlarında bile çocuklar anneleriyle gider,onlarda orada yerlerini alırlardı.Kimi oynar,kimi namaza eşlik ederdi.Bazıları ise namazdayken ağlardı.Efendimiz onlara kızmaz,bağırmazdı.Onların mescide gelmesine asla engel olmazdı.Çocuklar O'nu sever,O'da çocukları severdi.O yarının büyüklerini bu feyizli ,bereketli ortamda yetiştirmek istiyordu.
         "Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz"uyarısı üzere nasıl yaşıyoruz?Hayatımızın merkezinde namazmı var?Yoksa  namaz gündemimizin en sonuncusumu?
         Mutlaka iki namaz arasında öleceğiz.
         Ahirete inanıyorsak kendimizin ,çocuğumuzun üç beş günlük dünyası için gösterdiğimiz gayreti,trilyon yıllık manevi hayatı içinde gösterin.
         Çocuğun ateşi çıkınca tedavi etmesini  ilaç vermesini biliyoruzda,çocuğun manevi ateşi çıktığı zaman niçin tedbir almıyoruz?
         Çocuğa namaz pratiğinden önce namaz şuurunu kazandırmalıyız.Namaz şuuru "nasıl kılmalı " sorusundan önce "niçin kılmalı" sorusunun sorulması demektir.
         Niçin kılması gerektiği aklına ve yüreğine yatarsa ,çocuk bulup buluşturup nasıl kılacağını öğrenecektir.
         Gayemiz Allah'ın emaneti olan yavrularımızı  O'nun razı olacağı şekilde yetiştirmek O'na kullukta kusur etmemelerini sağlamak.
         Kulluğun en somut göstergesi namazla ortaya çıkar.Çocuklarımızı namazlarını seven,vaktinde kılan ve namaz davasına gönül veren,hizmet eden bir namaz aşığı yapabilmemiz için uzun soluklu bir çalışmaya ihtiyacımız var .Önce bizlerin anne baba olarak bu bilinçte olmamız gerekiyor.
         Gönlümüz namazda ,kulağımız ezanda olmalı...
                     Ahmet Bulut "Çocuklarımıza Namazı Nasıl Sevdirelim?" kitabından notlar.